Ana içeriğe atla

Ne yazık ki...



Dünya emek vermeye değmiyor, bel bağlamaya gelmiyor.
Dünya haklıya hakkını vermiyor.
Ne yazık ki, ötelerde kıymete şayan şeyler bu dünya indinde para etmiyor.
Burada düzenini bozmayanların düzeni yürüyor.
Bir köşeyi kapıp öylece oturanlara karşın salih adımlarla oradan oraya koşanlar değer görmüyor.
Herkesin bir menfaat uğruna hiçbir kural tanımadığı yerde niyeti, derdi yalnızca ‘Allah’ın rızası’ olanlar eleniyor.
Her şeyin gözler önüne serildiği bu çağda, gösterişten sakınanlar görünmüyor.
El üstünde tutulan sanalın yanında hakiki olan harcanıyor.
Herkesin çılgınca koştuğu bu çağda, durup düşünenler gerilerde kalıyor.
Hırsın, ihtirasın, iştahın ön plana çıktığı bu çağda, tevekkül edenler, rıza gösterenler anlam bulamıyor.
Akıntıya kapılmayıp alışılmışlara meydan okuyanlara çok çabalamak, çok yorulmak düşüyor.
Burada herkesin fütursuzca konuştuğu yerde edebiyle susanlar fark edilmiyor.
Sesi çok çıkanların yanında haklı konuşanlar, hakkı konuşanlar duyulmuyor.
Buranın değer ölçütleri değerliyi bulmuyor.
Dünya bu! Burada aslolan kalpler değil de silüetler, suretler öne çıkıyor.
Burada hissizlere değil de hissedenlere yazık oluyor.
Elini taşın altına koyanlar eziliyor.
Burada ateşi söndürmeye gidenler bile is kokuyor.
Kör karanlıklara alışılan yerde aydınlık göz kamaştırıyor, ışığa bakan olmuyor.
Yazık ki bunca insan buraların göz boyayan sahte güzellikleri uğruna asıl güzelliklerden geçiyor.
Yazık ki bunca insan kısacık bir ömür için yarınlarından vazgeçiyor.
Ne yazık ki…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Öğütler XXIX

  Sevgili oğlum, Henüz küçücükken sen, her şeyini ben yapayım isterdim. Seni kimseye bırakmayayım, her halini ben göreyim, ben hep yanında olayım... Ben koruyayım, ben kollayayım... Ben yeteyim, ben yetişeyim, ben yetiştireyim… Sana dair hiçbir anı kaçırmayayım. Düşününce, ‘oyuncağını uyurken bile yanından ayırmak istemeyen çocuk gibi’ belki. Sonra büyüdüm. Seninle büyüdüm ben de… Ve şimdi kız kardeşin büyüyor. Sen yürümeyi öğrenirken ben bırakmayı, sen konuşmayı öğrenirken ben susmayı, sen kendini bulurken ben yavaşça seni serbest bırakmayı öğrendim. Ve şimdi; ‘ben olmasam da yanınızda güzel insanlar olsun’ yanınızda istiyorum. Ben yanınızda olmasam da güvende olun. Ben kimim ki? Bazen ben yanınızda olsam bile koruyamam ki... Sevgili oğlum, çiçek kızım, Ben toprak olsam, siz güzel çiçeklerim; zamanla havaya, ışığa, gökyüzüne yöneleceksiniz. Topraktan bağımsız büyüyeceksiniz, yalnızca kökünüz kalacak bende. Ben bir koza olsam, siz mucize bir tırtıl; benden çıkıp kanatlanıp u...

Öğütler XXX

Rabbim yarattı ve ellerime verdi. Benim elimde büyüsün diye, Rabbim bana emanet etti. Elimden ne geliyorsa yapmaya hazırdım. Ve o gün bugündür elimden geleni yapıyorum. Elimden gelmeyen şeyler içinse yine ellerimi kullanıyorum; Rabbime açıyorum...  Ektiğim tohumlar filizlenmeden mevsim değişmesin istiyorum. Toprağa diktiklerim zamanından önce savrulmasın istiyorum rüzgârla. Şöyle bir büyüyüp serpilmeden kışa yakalanmasınlar istiyorum.  Biraz daha güneş görsün, biraz daha büyüsün, kendi gövdesini taşıyacak kadar güçlensin. Ama biliyorum; mevsimleri ben belirlemiyorum. Ben sadece elimden geleni yapıyorum, gerisini Rabbime bırakıyorum. Bazen bahçeye bir sera yapmak, etrafını şöyle güzelce sarıp sarmalamak da bahçıvanlığa dâhil…  Hep aynı; bir tarafta biraz kaygı biraz endişe biraz koruma isteği; diğer tarafta tevekkül, sabır, teslimiyet... Bir elim bırakıyor, bir elim hâlâ tutuyor. Bir taraftan yavaşça geri çekilmeyi deniyorum "Tamam" diyorum, "Vakti geldi, artık uçabilir...

Öğütler XXXI

Sevgili kızım, Düşün ki, sana yollar açmakla meşgulum. Sen usul usul gelirken, ön tekerleğin geçeceği yolları düzlemekle meşgulum. Senin adımlarının değeceği yollardaki engelleri kaldırmak için uğraşıyorum. Yağan karın altında hiç durmadan çalışan bir kar küreme aracı gibi belki... Senin ayakların üşümesin, sendelemesin diye. Etrafı temizleyeduruyorum bir yandan, Üzerine sıçramasın kötülükler diye...  Hayatın çamuru sana değmesin, karanlık seni ürkütmesin istiyorum. Yol açık olunca sen hızlıca yürürsün, koşa koşa ilerlersin diye düşünüyorum. Senin hızlıca yürüyüp, koşa koşa ilerleyebileceğin günleri düşlüyorum.  Siz bu yolu temiz ve sağlam adımlarla yürüdükçe, ben varmış hissedeceğim. Siz menzile yaklaştıkça, ben durduğum yerde sona ulaşacağım. Belki bir gün, siz de yollar açarsanız başkaları için; işte ben o zaman gerçekten vardığımı hissedeceğim.