Ana içeriğe atla

Haberimiz yok (!)


İtiraf edelim, ölen iyilerden de giden atlardan da haberimiz yok.

Kardeşlerimizi vuruyorlar bir bir, kardeşlerimiz ölüyor; haberimiz yok.

Ve haberimiz yok;
Firavun zulmünden evlatlarını kurtarmaya çalışan anneler duasında Musalar var... Hem de belki şu an.
Evet, tam da şimdi.

Allah’tan başka kimsesi olmayan, son nefesine anlı şanlı şehadetler sığdıran yiğitler secdelerde duada.
Ağlaya ağlaya Rabbinden yardım isteyen mazlum dualar kurşunlara diziliyor.
Zalimler konuşuyor, kurşunlar koşuşuyor İslam diyarlarında.
Kızıldeniz asa bekliyor. Tufanlar gemi. Yusuflar kervan.
... Tam da şimdi.
Haberimiz yok.

Cesetlere girmiş takım elbiseler koltuklarına kurulmuş.
Sabah kahvaltı sonrası dağılan bir aile akşamı cennette etmiş.
Helallik alamadan gitmiş oğullar, helal olsun diyemeden sus(turul)muş analar.
Acılar kundaklara kadar sar(ıl)mış.
Yaşından büyük tabutlara girmiş çocuklar.
Gizli gizli ağlıyormuş babalar, hıçkırıklarını saklayamasa da...
Bir kız da canına kıymış bir köşede; ‘onun intiharı mübahtır’ demişler.
Habersiziz. ...

Kelepçelenmiş bir babayı bekliyor bir ev.
Ekmeksiz kalmış bir akşam sofrası...
Vicdanlar pas tutmuş,
iyiler susmuş; tık yok...
Ama ne bir gözyaşı, ne bir hıçkırık sesi, ne mazlum inlemesi ne de bomba sesleri... Duyulmuyor.
Haberimiz yok.

Ölü deniz nice ölüler görmüş kıyısında.
Kızıldeniz kızıllığını kandan mı almış?
Haberimiz yok.
Adalet Ömer bekliyor, Kudüs Selahaddin... İstanbul Fatih bekliyor, Mekke fetih...
Zalimler zalim, mazlumlar mazlum, garipler garip, ağıtlar ağıt ama ölenler şehit.
Haberimiz yok.

İtiraf edelim, gözlerimizi kapamadık, kulaklarımızı tıkamadık ama...
Haberimiz yok. (!)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Öğütler XXIX

  Sevgili oğlum, Henüz küçücükken sen, her şeyini ben yapayım isterdim. Seni kimseye bırakmayayım, her halini ben göreyim, ben hep yanında olayım... Ben koruyayım, ben kollayayım... Ben yeteyim, ben yetişeyim, ben yetiştireyim… Sana dair hiçbir anı kaçırmayayım. Düşününce, ‘oyuncağını uyurken bile yanından ayırmak istemeyen çocuk gibi’ belki. Sonra büyüdüm. Seninle büyüdüm ben de… Ve şimdi kız kardeşin büyüyor. Sen yürümeyi öğrenirken ben bırakmayı, sen konuşmayı öğrenirken ben susmayı, sen kendini bulurken ben yavaşça seni serbest bırakmayı öğrendim. Ve şimdi; ‘ben olmasam da yanınızda güzel insanlar olsun’ yanınızda istiyorum. Ben yanınızda olmasam da güvende olun. Ben kimim ki? Bazen ben yanınızda olsam bile koruyamam ki... Sevgili oğlum, çiçek kızım, Ben toprak olsam, siz güzel çiçeklerim; zamanla havaya, ışığa, gökyüzüne yöneleceksiniz. Topraktan bağımsız büyüyeceksiniz, yalnızca kökünüz kalacak bende. Ben bir koza olsam, siz mucize bir tırtıl; benden çıkıp kanatlanıp u...

Öğütler XXX

Rabbim yarattı ve ellerime verdi. Benim elimde büyüsün diye, Rabbim bana emanet etti. Elimden ne geliyorsa yapmaya hazırdım. Ve o gün bugündür elimden geleni yapıyorum. Elimden gelmeyen şeyler içinse yine ellerimi kullanıyorum; Rabbime açıyorum...  Ektiğim tohumlar filizlenmeden mevsim değişmesin istiyorum. Toprağa diktiklerim zamanından önce savrulmasın istiyorum rüzgârla. Şöyle bir büyüyüp serpilmeden kışa yakalanmasınlar istiyorum.  Biraz daha güneş görsün, biraz daha büyüsün, kendi gövdesini taşıyacak kadar güçlensin. Ama biliyorum; mevsimleri ben belirlemiyorum. Ben sadece elimden geleni yapıyorum, gerisini Rabbime bırakıyorum. Bazen bahçeye bir sera yapmak, etrafını şöyle güzelce sarıp sarmalamak da bahçıvanlığa dâhil…  Hep aynı; bir tarafta biraz kaygı biraz endişe biraz koruma isteği; diğer tarafta tevekkül, sabır, teslimiyet... Bir elim bırakıyor, bir elim hâlâ tutuyor. Bir taraftan yavaşça geri çekilmeyi deniyorum "Tamam" diyorum, "Vakti geldi, artık uçabilir...

Öğütler XXXI

Sevgili kızım, Düşün ki, sana yollar açmakla meşgulum. Sen usul usul gelirken, ön tekerleğin geçeceği yolları düzlemekle meşgulum. Senin adımlarının değeceği yollardaki engelleri kaldırmak için uğraşıyorum. Yağan karın altında hiç durmadan çalışan bir kar küreme aracı gibi belki... Senin ayakların üşümesin, sendelemesin diye. Etrafı temizleyeduruyorum bir yandan, Üzerine sıçramasın kötülükler diye...  Hayatın çamuru sana değmesin, karanlık seni ürkütmesin istiyorum. Yol açık olunca sen hızlıca yürürsün, koşa koşa ilerlersin diye düşünüyorum. Senin hızlıca yürüyüp, koşa koşa ilerleyebileceğin günleri düşlüyorum.  Siz bu yolu temiz ve sağlam adımlarla yürüdükçe, ben varmış hissedeceğim. Siz menzile yaklaştıkça, ben durduğum yerde sona ulaşacağım. Belki bir gün, siz de yollar açarsanız başkaları için; işte ben o zaman gerçekten vardığımı hissedeceğim.