Ana içeriğe atla

ÖĞÜTLER XXXI- Hoş geldin Yazısı




Bir mucizeye seçilmek;
Bir mucizeye ‘yeniden’ seçilmek…
Bir mucizeyi yaşamak;
bir mucizeye an an şahitlik etmek...
Müjdesiyle, gelişiyle, her şeyiyle büsbütün bir mucize...

Bir mucize ki;
şükürden ağlatan,
sevinçten ağlatan,
sorumluluktan da...

Bir mucize ki;
acizliğimizi, zayıf yanlarımızı hatırlatan...
Her şeye sıfırdan, en başından, yeniden başlatan...
Dünyayı tüm kötülükleriyle, tüm eksik gedik yanlarıyla, endişe endişe önümüze seren ama dünyaya biraz daha bağlayan...
Gözümüzü de gönlümüzü de aydın kılan bir mucize...
Hayatımıza tazelik, günlerimize heyecan, yarınlarımıza umut katan bir mucize...
Kötülükten kapkara kesilmiş dünyaya meydan okurcasına tertemiz bir mucize...
Dört bir yandan selale şelale akan kapkara mürekkeplerin ortasında bir yerde bembeyaz bir sayfayı emanet almak...

Hoş geldin kızım...
Hoş geldin mucizem…
Çiçeklerden daha nahif kızım...
Hayatımızın cennete en yakın yanı...
Hoş geldin kızım...
Dünya hayatına, koşturup durmaya, arayıp arayıp ya bulmaya ya bulamamaya…
Düşüp kalkmaya, yorulmaya...
Ama inşallah her daim yolda olmaya...
Yol boyu vera sahibi olasın... Değil haramdan; fuzuliden, şüpheliden bile fersah fersah kaçasın...
En ufak bir ağlamanda yanına koşuşumuz, gözyaşlarını silemediğimiz Gazzeli çocuklardan utandırıyor.
Yüzünü ufacık çizmene bile dayanamayışımız, iğne ucu kadar acıya dahi katlanamayışımız utandırıyor.
Babandan biraz ayrı kalışına bile dayanamayışım yüreğime dokunuyor.
Gözlerine her bakışımda minik bedenleri boyundan büyük nice acılar taşıyan o yavrulardan utanıyorum.
En azından bir kucaklayıp acısını bile paylaşamadığım Filistinli analardan utanıyorum.

Hoş geldin kızım...
Hayatın nahif yönü bizimle…
Hak etmediğimiz, hakkını da veremediğimiz bir hayat bahşedilmiş bize.
Duamdır; şükrünü unutmadan, sorumluluklarımızın altında ezilmeden, adaletten ve en önemlisi hidayetten ayrılmadan, üzerimize düşen rolü ıskalamadan yaşamak…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Öğütler XXIX

  Sevgili oğlum, Henüz küçücükken sen, her şeyini ben yapayım isterdim. Seni kimseye bırakmayayım, her halini ben göreyim, ben hep yanında olayım... Ben koruyayım, ben kollayayım... Ben yeteyim, ben yetişeyim, ben yetiştireyim… Sana dair hiçbir anı kaçırmayayım. Düşününce, ‘oyuncağını uyurken bile yanından ayırmak istemeyen çocuk gibi’ belki. Sonra büyüdüm. Seninle büyüdüm ben de… Ve şimdi kız kardeşin büyüyor. Sen yürümeyi öğrenirken ben bırakmayı, sen konuşmayı öğrenirken ben susmayı, sen kendini bulurken ben yavaşça seni serbest bırakmayı öğrendim. Ve şimdi; ‘ben olmasam da yanınızda güzel insanlar olsun’ yanınızda istiyorum. Ben yanınızda olmasam da güvende olun. Ben kimim ki? Bazen ben yanınızda olsam bile koruyamam ki... Sevgili oğlum, çiçek kızım, Ben toprak olsam, siz güzel çiçeklerim; zamanla havaya, ışığa, gökyüzüne yöneleceksiniz. Topraktan bağımsız büyüyeceksiniz, yalnızca kökünüz kalacak bende. Ben bir koza olsam, siz mucize bir tırtıl; benden çıkıp kanatlanıp u...

Öğütler XXX

Rabbim yarattı ve ellerime verdi. Benim elimde büyüsün diye, Rabbim bana emanet etti. Elimden ne geliyorsa yapmaya hazırdım. Ve o gün bugündür elimden geleni yapıyorum. Elimden gelmeyen şeyler içinse yine ellerimi kullanıyorum; Rabbime açıyorum...  Ektiğim tohumlar filizlenmeden mevsim değişmesin istiyorum. Toprağa diktiklerim zamanından önce savrulmasın istiyorum rüzgârla. Şöyle bir büyüyüp serpilmeden kışa yakalanmasınlar istiyorum.  Biraz daha güneş görsün, biraz daha büyüsün, kendi gövdesini taşıyacak kadar güçlensin. Ama biliyorum; mevsimleri ben belirlemiyorum. Ben sadece elimden geleni yapıyorum, gerisini Rabbime bırakıyorum. Bazen bahçeye bir sera yapmak, etrafını şöyle güzelce sarıp sarmalamak da bahçıvanlığa dâhil…  Hep aynı; bir tarafta biraz kaygı biraz endişe biraz koruma isteği; diğer tarafta tevekkül, sabır, teslimiyet... Bir elim bırakıyor, bir elim hâlâ tutuyor. Bir taraftan yavaşça geri çekilmeyi deniyorum "Tamam" diyorum, "Vakti geldi, artık uçabilir...

Öğütler XXXI

Sevgili kızım, Düşün ki, sana yollar açmakla meşgulum. Sen usul usul gelirken, ön tekerleğin geçeceği yolları düzlemekle meşgulum. Senin adımlarının değeceği yollardaki engelleri kaldırmak için uğraşıyorum. Yağan karın altında hiç durmadan çalışan bir kar küreme aracı gibi belki... Senin ayakların üşümesin, sendelemesin diye. Etrafı temizleyeduruyorum bir yandan, Üzerine sıçramasın kötülükler diye...  Hayatın çamuru sana değmesin, karanlık seni ürkütmesin istiyorum. Yol açık olunca sen hızlıca yürürsün, koşa koşa ilerlersin diye düşünüyorum. Senin hızlıca yürüyüp, koşa koşa ilerleyebileceğin günleri düşlüyorum.  Siz bu yolu temiz ve sağlam adımlarla yürüdükçe, ben varmış hissedeceğim. Siz menzile yaklaştıkça, ben durduğum yerde sona ulaşacağım. Belki bir gün, siz de yollar açarsanız başkaları için; işte ben o zaman gerçekten vardığımı hissedeceğim.