Ana içeriğe atla

ÖĞÜTLER XXX



“Çocukların ağlamadığı / Güneşin batmadığı / Kanların hiç akmadığı / Yere al götür beni…”

Sevgili oğlum,
şiirlerimiz, hikayelerimiz, ezgilerimiz, hayallerimiz, hepsi; dualarımız…
Bize bugünleri yaşatan, bizi yarınlara taşıyan; umutlarımız…
Biz duasız da umutsuz da yaşayamayız ya; dua da umut da yanına biraz gayret koymadan olmuyor. Ateş olmayan yerden duman çıkmayacağı gibi, ortada hiçbir şey yokken ‘umut’ olmuyor. Biraz katran* da katmadan duamız kabul olmuyor.

Sevgili oğlum…
Yarınlarda ‘çocukların ağlamadığı bir dünya’ için, bugün ulaşabildiğimiz çocukları güldürmemiz gerek.
‘Afrikalı çocuklara kol kanaat germe isteği’ iddiamız için, önce yanıbaşımızdaki çocuklara kol kanat germemiz gerek.
Gözyaşlarını silmek istediğimiz Gazzeli çocuğun gözyaşlarını silebilmek için, bugün yanımızdaki çocukların gözyaşlarını silebilmemiz gerek.
Mescid-i Aksa’nın avlusundaki çocuklarla oyun oynamak için, yakınımızdaki çocuklarla oyun oynamamız gerek.
Filistinli anaları kucaklamak için, bugün en azından buradaki analara hal hatır sormamız gerek.
Orada kıyama kalkmak için, burada secdede olmak gerek.
Orada bir taş atmak için, bugün burada taş toplamak gerek.
Orada düşmana yumruk sallamak için, bugün burada yumruk sıkmak gerek.
‘Özgür Kudüs’te yaşama’ hayallerimiz için, düşlerimizde, dualarımızda Özgür Kudüs’ü yaşatmamız gerek.

Her şeyde de böyledir bu oğlum.
Yarın hızlı koşmak için bugünden ısınmamız gerek.
‘Teheccüd arzusu’ iddiamız için vakit namazlarımızın hakkını vermemiz gerek.
Yarınlarda ‘bol bol infak etmek’ için bugün elimizdekini paylaşmayı bilmemiz gerek.
‘Ramazan’ı ihya’ arzumuz için önce gündüzü, geceyi, sabahı, akşamı, Cuma’yı, Recep’i, Şaban’ı... ihya etmemiz gerek.
‘Karanlığın son bulması‘ isteğimiz için bugün en azından bir mum yakmamız gerek.
‘Şehadetle bir ölüm’ arzumuz için şehitçe/şahitçe bir hayat ortaya koymamız gerek.

Yanına amel koy ki, gayret-çaba koy ki; umutların umut olsun...
Sevgili oğlum,
Niyetlerin sağlam, adımların salih, iddiaların sahih, çabaların şahit olsun…
Bugünlerin mebrur, yarınların makbul olsun...



*Bir sahabinin devesi hastalanmıştı. Ellerini kaldırıp, “Allahım, devemi iyileştir” diye dua etmeye başladı. Peygamber efendimiz onu böyle görünce latife yollu şöyle dedi: “Duana biraz da katran kat.” (Katran o günlerde hayvanların hastalığına ilaç olarak kullanılırdı.)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Öğütler XXIX

  Sevgili oğlum, Henüz küçücükken sen, her şeyini ben yapayım isterdim. Seni kimseye bırakmayayım, her halini ben göreyim, ben hep yanında olayım... Ben koruyayım, ben kollayayım... Ben yeteyim, ben yetişeyim, ben yetiştireyim… Sana dair hiçbir anı kaçırmayayım. Düşününce, ‘oyuncağını uyurken bile yanından ayırmak istemeyen çocuk gibi’ belki. Sonra büyüdüm. Seninle büyüdüm ben de… Ve şimdi kız kardeşin büyüyor. Sen yürümeyi öğrenirken ben bırakmayı, sen konuşmayı öğrenirken ben susmayı, sen kendini bulurken ben yavaşça seni serbest bırakmayı öğrendim. Ve şimdi; ‘ben olmasam da yanınızda güzel insanlar olsun’ yanınızda istiyorum. Ben yanınızda olmasam da güvende olun. Ben kimim ki? Bazen ben yanınızda olsam bile koruyamam ki... Sevgili oğlum, çiçek kızım, Ben toprak olsam, siz güzel çiçeklerim; zamanla havaya, ışığa, gökyüzüne yöneleceksiniz. Topraktan bağımsız büyüyeceksiniz, yalnızca kökünüz kalacak bende. Ben bir koza olsam, siz mucize bir tırtıl; benden çıkıp kanatlanıp u...

Öğütler XXX

Rabbim yarattı ve ellerime verdi. Benim elimde büyüsün diye, Rabbim bana emanet etti. Elimden ne geliyorsa yapmaya hazırdım. Ve o gün bugündür elimden geleni yapıyorum. Elimden gelmeyen şeyler içinse yine ellerimi kullanıyorum; Rabbime açıyorum...  Ektiğim tohumlar filizlenmeden mevsim değişmesin istiyorum. Toprağa diktiklerim zamanından önce savrulmasın istiyorum rüzgârla. Şöyle bir büyüyüp serpilmeden kışa yakalanmasınlar istiyorum.  Biraz daha güneş görsün, biraz daha büyüsün, kendi gövdesini taşıyacak kadar güçlensin. Ama biliyorum; mevsimleri ben belirlemiyorum. Ben sadece elimden geleni yapıyorum, gerisini Rabbime bırakıyorum. Bazen bahçeye bir sera yapmak, etrafını şöyle güzelce sarıp sarmalamak da bahçıvanlığa dâhil…  Hep aynı; bir tarafta biraz kaygı biraz endişe biraz koruma isteği; diğer tarafta tevekkül, sabır, teslimiyet... Bir elim bırakıyor, bir elim hâlâ tutuyor. Bir taraftan yavaşça geri çekilmeyi deniyorum "Tamam" diyorum, "Vakti geldi, artık uçabilir...

Öğütler XXXI

Sevgili kızım, Düşün ki, sana yollar açmakla meşgulum. Sen usul usul gelirken, ön tekerleğin geçeceği yolları düzlemekle meşgulum. Senin adımlarının değeceği yollardaki engelleri kaldırmak için uğraşıyorum. Yağan karın altında hiç durmadan çalışan bir kar küreme aracı gibi belki... Senin ayakların üşümesin, sendelemesin diye. Etrafı temizleyeduruyorum bir yandan, Üzerine sıçramasın kötülükler diye...  Hayatın çamuru sana değmesin, karanlık seni ürkütmesin istiyorum. Yol açık olunca sen hızlıca yürürsün, koşa koşa ilerlersin diye düşünüyorum. Senin hızlıca yürüyüp, koşa koşa ilerleyebileceğin günleri düşlüyorum.  Siz bu yolu temiz ve sağlam adımlarla yürüdükçe, ben varmış hissedeceğim. Siz menzile yaklaştıkça, ben durduğum yerde sona ulaşacağım. Belki bir gün, siz de yollar açarsanız başkaları için; işte ben o zaman gerçekten vardığımı hissedeceğim.