Ana içeriğe atla

Öğütler XXIV



Oğlum…
En masum, en tahir, en saf, tek günahsız, cennete en yakın yanım.
Dünyaya rağmen, bunca kötülüğe rağmen tertemiz bir iyi olarak gönderildin; bize emanet olarak, koruyalım diye…
Daha da ötesi, bunca kötülüğe rağmen öyle tertemiz, öyle masum, öyle saf gönderildin ki ibret alalım, sende görelim, senden öğrenelim diye…
Bembeyaz bir sayfa ve melek saflığında bir masumiyetle…
Rab’den gelmiş cennet kokulu bir hediye olarak…
En güzelden gelmiş en özel hediye olarak...
İyi hasletlerinin tümünü yitirmiş, fıtratından fersah fersah uzaklaşmış bu dünya hep korkutur beni.
Maruz kaldığın en ufak bir kötü/lük ile bile içim içimi yer.
Gözüm gibi baksam da, gözümden bile sakınsam da;
O'nun yardımından gayrı gücümün yetmeyeceğinin farkında olarak, dua dua koruma dilerim Allah'tan.
Gözlerin haramlara değmesin diye,
kulakların yanlışları duymasın diye,
kalbin de zihnin de kirlenmesin diye,
zeval gelmesin kalbine diye,
her zaman tertemiz/tahir kal diye dualar ederim.
Tertemiz kal ki…
Gerektiğinde her şeyi ardında bırakıp mağaraya sığınan yedi uyuyandan biri olabil.
Puta tapmanın itibar gördüğü bir toplumda bile gözünü kırpmadan putları kıran İbrahim olabil.
Allah’ın her emrine karşı tereddütsüz teslimiyetle İsmail olabil.
Kilitli kapıların ardında, türlü türlü şer(lile)re rağmen bile hayâ timsali olmuş, tertemiz kalmış Yusuf olabil.
Helak olmuş Sodom’dan bile sağ çıkan Lut olabil.
Her zaman ‘Allah’a iman eden’, her yerde ‘Allah’ı hatırlatan’, herkesi ‘Allah’a çağıran’ genç olabil.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Öğütler XXIX

  Sevgili oğlum, Henüz küçücükken sen, her şeyini ben yapayım isterdim. Seni kimseye bırakmayayım, her halini ben göreyim, ben hep yanında olayım... Ben koruyayım, ben kollayayım... Ben yeteyim, ben yetişeyim, ben yetiştireyim… Sana dair hiçbir anı kaçırmayayım. Düşününce, ‘oyuncağını uyurken bile yanından ayırmak istemeyen çocuk gibi’ belki. Sonra büyüdüm. Seninle büyüdüm ben de… Ve şimdi kız kardeşin büyüyor. Sen yürümeyi öğrenirken ben bırakmayı, sen konuşmayı öğrenirken ben susmayı, sen kendini bulurken ben yavaşça seni serbest bırakmayı öğrendim. Ve şimdi; ‘ben olmasam da yanınızda güzel insanlar olsun’ yanınızda istiyorum. Ben yanınızda olmasam da güvende olun. Ben kimim ki? Bazen ben yanınızda olsam bile koruyamam ki... Sevgili oğlum, çiçek kızım, Ben toprak olsam, siz güzel çiçeklerim; zamanla havaya, ışığa, gökyüzüne yöneleceksiniz. Topraktan bağımsız büyüyeceksiniz, yalnızca kökünüz kalacak bende. Ben bir koza olsam, siz mucize bir tırtıl; benden çıkıp kanatlanıp u...

Öğütler XXX

Rabbim yarattı ve ellerime verdi. Benim elimde büyüsün diye, Rabbim bana emanet etti. Elimden ne geliyorsa yapmaya hazırdım. Ve o gün bugündür elimden geleni yapıyorum. Elimden gelmeyen şeyler içinse yine ellerimi kullanıyorum; Rabbime açıyorum...  Ektiğim tohumlar filizlenmeden mevsim değişmesin istiyorum. Toprağa diktiklerim zamanından önce savrulmasın istiyorum rüzgârla. Şöyle bir büyüyüp serpilmeden kışa yakalanmasınlar istiyorum.  Biraz daha güneş görsün, biraz daha büyüsün, kendi gövdesini taşıyacak kadar güçlensin. Ama biliyorum; mevsimleri ben belirlemiyorum. Ben sadece elimden geleni yapıyorum, gerisini Rabbime bırakıyorum. Bazen bahçeye bir sera yapmak, etrafını şöyle güzelce sarıp sarmalamak da bahçıvanlığa dâhil…  Hep aynı; bir tarafta biraz kaygı biraz endişe biraz koruma isteği; diğer tarafta tevekkül, sabır, teslimiyet... Bir elim bırakıyor, bir elim hâlâ tutuyor. Bir taraftan yavaşça geri çekilmeyi deniyorum "Tamam" diyorum, "Vakti geldi, artık uçabilir...

Öğütler XXXI

Sevgili kızım, Düşün ki, sana yollar açmakla meşgulum. Sen usul usul gelirken, ön tekerleğin geçeceği yolları düzlemekle meşgulum. Senin adımlarının değeceği yollardaki engelleri kaldırmak için uğraşıyorum. Yağan karın altında hiç durmadan çalışan bir kar küreme aracı gibi belki... Senin ayakların üşümesin, sendelemesin diye. Etrafı temizleyeduruyorum bir yandan, Üzerine sıçramasın kötülükler diye...  Hayatın çamuru sana değmesin, karanlık seni ürkütmesin istiyorum. Yol açık olunca sen hızlıca yürürsün, koşa koşa ilerlersin diye düşünüyorum. Senin hızlıca yürüyüp, koşa koşa ilerleyebileceğin günleri düşlüyorum.  Siz bu yolu temiz ve sağlam adımlarla yürüdükçe, ben varmış hissedeceğim. Siz menzile yaklaştıkça, ben durduğum yerde sona ulaşacağım. Belki bir gün, siz de yollar açarsanız başkaları için; işte ben o zaman gerçekten vardığımı hissedeceğim.