Ana içeriğe atla

Öğütler XXI

Çeyrek asrı aşkınca zamandır hiç görmediğim, hiç bilmediğim yeni bir gözlükle, farklı bir gözle bakıyorum dünyaya.
Bütün kötülerden ve kötülüklerden uzak kalma ve uzak tutma çabalarımın ikinci yılının az ertesinde, hayretine hayret ederken yüreğimin tazelenişine de hayretler ediyorum.
Her ana heyecanlanışında ve o heyecanının gerçekçiliğinde kendimi bulurken, kaybettiğim nice şeyi daha aramaya koyuluyorum.
Her türlü duygunun samimiyetiyle ve diriliğiyle yeniden yeniden dirilirken, insanı insanlıktan çıkaranın ne olduğunu tefekkür ediyorum senle tekrar tekrar. Hayretsizlik, heyecansızlık, samimiyetsizlik, yapmacıklık…
Benim sana öğrettiklerimi herkese herkes öğretebilir de; seninle öğrendiklerimi, senin bana öğrettiklerini kimseden öğrenememişim çeyrek asırdan fazlaca zamandır. Kim kimden daha çok öğreniyor kimse bilmiyor.
Kim kimi büyütüyor kimse bilmiyor.
Olanı biteni temaşa etmek sık sık, her şeyi umursamak, insanca şeyleri dertlenmek, kâinata hayret etmek, ufacık şeylere çok sevinmek, her minik güzellikte heyecanlanmak, hem de tekrar tekrar heyecanlanmak, herkese ve her şeye masumca yaklaşabilmek… İnsan olmanın özünde bunlar varmış meğer.
Bazen yavaşlamak bazen hızlanmak; ikisi de çok lazımmış meğer.
Ağlamak, ağlayabilmek; o da çok mühimmiş meğer.
Çeyrek asırdan fazlaca zamandır kimseden öğrenemediklerimi seninle öğrendim.
İnsanın fıtratının tertemizliğini ve nasıl kirlendiğini öğrendim.
Nereden, nerelerden geldiğimi öğrendim.
Acziyetimi, kulluğumu öğrendim.
Bazen hiç yorulmadan koşulabildiğini, bazı koşmaların hiç yormadığını öğrendim.
Önemsemeyi, öngörebilmeyi öğrendim.
Defalarca yenilsem, başarısız olsam da yılmaya yılmaya, vazgeçmeye vazgeçmeye nihayetinde başarabileceğimi öğrendim.
Öğrenilecek daha nice şey var, bunu da öğrendim.
En keyiflilerini senle yaşadım öğrenmelerimin ve öğrenmelerini istifadeli ve keyifli kılma duasıyla yanındayım.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Öğütler XXIX

  Sevgili oğlum, Henüz küçücükken sen, her şeyini ben yapayım isterdim. Seni kimseye bırakmayayım, her halini ben göreyim, ben hep yanında olayım... Ben koruyayım, ben kollayayım... Ben yeteyim, ben yetişeyim, ben yetiştireyim… Sana dair hiçbir anı kaçırmayayım. Düşününce, ‘oyuncağını uyurken bile yanından ayırmak istemeyen çocuk gibi’ belki. Sonra büyüdüm. Seninle büyüdüm ben de… Ve şimdi kız kardeşin büyüyor. Sen yürümeyi öğrenirken ben bırakmayı, sen konuşmayı öğrenirken ben susmayı, sen kendini bulurken ben yavaşça seni serbest bırakmayı öğrendim. Ve şimdi; ‘ben olmasam da yanınızda güzel insanlar olsun’ yanınızda istiyorum. Ben yanınızda olmasam da güvende olun. Ben kimim ki? Bazen ben yanınızda olsam bile koruyamam ki... Sevgili oğlum, çiçek kızım, Ben toprak olsam, siz güzel çiçeklerim; zamanla havaya, ışığa, gökyüzüne yöneleceksiniz. Topraktan bağımsız büyüyeceksiniz, yalnızca kökünüz kalacak bende. Ben bir koza olsam, siz mucize bir tırtıl; benden çıkıp kanatlanıp u...

Öğütler XXX

Rabbim yarattı ve ellerime verdi. Benim elimde büyüsün diye, Rabbim bana emanet etti. Elimden ne geliyorsa yapmaya hazırdım. Ve o gün bugündür elimden geleni yapıyorum. Elimden gelmeyen şeyler içinse yine ellerimi kullanıyorum; Rabbime açıyorum...  Ektiğim tohumlar filizlenmeden mevsim değişmesin istiyorum. Toprağa diktiklerim zamanından önce savrulmasın istiyorum rüzgârla. Şöyle bir büyüyüp serpilmeden kışa yakalanmasınlar istiyorum.  Biraz daha güneş görsün, biraz daha büyüsün, kendi gövdesini taşıyacak kadar güçlensin. Ama biliyorum; mevsimleri ben belirlemiyorum. Ben sadece elimden geleni yapıyorum, gerisini Rabbime bırakıyorum. Bazen bahçeye bir sera yapmak, etrafını şöyle güzelce sarıp sarmalamak da bahçıvanlığa dâhil…  Hep aynı; bir tarafta biraz kaygı biraz endişe biraz koruma isteği; diğer tarafta tevekkül, sabır, teslimiyet... Bir elim bırakıyor, bir elim hâlâ tutuyor. Bir taraftan yavaşça geri çekilmeyi deniyorum "Tamam" diyorum, "Vakti geldi, artık uçabilir...

Öğütler XXXI

Sevgili kızım, Düşün ki, sana yollar açmakla meşgulum. Sen usul usul gelirken, ön tekerleğin geçeceği yolları düzlemekle meşgulum. Senin adımlarının değeceği yollardaki engelleri kaldırmak için uğraşıyorum. Yağan karın altında hiç durmadan çalışan bir kar küreme aracı gibi belki... Senin ayakların üşümesin, sendelemesin diye. Etrafı temizleyeduruyorum bir yandan, Üzerine sıçramasın kötülükler diye...  Hayatın çamuru sana değmesin, karanlık seni ürkütmesin istiyorum. Yol açık olunca sen hızlıca yürürsün, koşa koşa ilerlersin diye düşünüyorum. Senin hızlıca yürüyüp, koşa koşa ilerleyebileceğin günleri düşlüyorum.  Siz bu yolu temiz ve sağlam adımlarla yürüdükçe, ben varmış hissedeceğim. Siz menzile yaklaştıkça, ben durduğum yerde sona ulaşacağım. Belki bir gün, siz de yollar açarsanız başkaları için; işte ben o zaman gerçekten vardığımı hissedeceğim.