Ana içeriğe atla

Öğütler V

 






Sabahları seninle beraber perdeyi açtığımızda kamaşan gözlerin,
aynaya baktığında büyüyen göz bebeklerin,
duyduğu her sese dikkat kesilen, gördüğü her yeni şeyde hayrete düşen, her keşfinde şaşakalan hallerin… Harika yaratılmışsın sen oğlum. Kirpiklerine kadar, tırnaklarına kadar, parmak boğumlarına kadar mucizevi yaratılmışsın…

Keşke doğduğun dünya da tümüyle sen gibi olsaydı, senin kadar masum, senin kadar tertemiz; senin kadar tahir olsaydı. Keşke herkes senin kadar cenneti hissettirseydi bize oğlum. O tahir yüzüne her baktığımda dünyanın cennete en yakın yerinde gibi olsam da, o mis kokun içime her çektiğimde bana cenneti hatırlatsa da… Dünyada cennet yok, dünya cennet değil oğlum. İnsanlar da melek değil. Benim nazarımda melek gibi olsan da, belki kimi zaman seni ‘meleğim’ diye sevsem de, sen de bir melek değilsin; melek değil insansın oğlum...

Harika yaratılanlardansın; harika yaratılmışsın sen oğlum. Muhteşem yaratılmış, iradeyle donatılmış, akılla lutuflandırılmışsın. Bu ahsen-i takvim olmaktır. Allah’ın varlığına kıymet verip yarattığısın; hiçlikten eşref-i mahlûkat olma azizliğine yükselttiğisin. 


Sen her şeyinle boşuna yaratılmadın ve boşuna yaşayamazsın oğlum. Allah için yaşamak yakışır sana. Allah için söz söylemek; kâh ağladığında kâh güldüğünde bana bugüne kadar hissetmediğim duyguları yaşatan o gür sesini İslam için kullanmak yakışır sana...

Sen insan olarak yaratıldın, halife olarak gönderildin oğlum. Ümmete dert değil, deva olmak yakışır sana. Dünyada nüfus sahibi, söz sahibi, ses sahibi olacaksın. Sorumluluk sahibi olacaksın. İyiyi seçeceksin, doğruyu arayacaksın, güzeli bulacaksın. Hak yoldan sapmamak yakışır sana...

Kolay bir hayat olmayacak oğlum, dünya seni yoracak. Biçare kıvrandığın o gaz sancılarından beter acılar yaşayacaksın. Kimi zaman kendi hıçkırığından bile korkan sen, nice beter korkulara alışacaksın yaşadıkça… Nice sarp yokuşla karşılaşacaksın. Yine de yolundan şaşmamak yakışır sana... Ateşe su taşıyan karınca misali de olsa umutla yürümek yakışır.

Beni nice denizlere nice kıyılara götüren o gözlerin hep hakikati görsün oğlum. Körleşmiş olanlara yol göstersin hatta… Bir nefes, bir ferahlık, bir tazelik, biraz huzur olsun düşmüşlere, bunalmışlara… Baktığın yeri güzelleştiresin. Bakışının değdiği her yerde sorumluluk hissedesin. Hem görüldüğünde de Allah’ı hatırlatmak yakışır sana...

Sen uyusan da uyumasan da kalbin hep uyanık olsun oğlum. Ve uyandırasın şuuru uyuyanları… Ne kadar geç uyusam da ne kadar uykulu olsam da beni uyandırdığın gibi sabah namazı vakitleri, uyuyanları uyandırmak yakışır sana…

Doğruya doğru, hakka hak, yalana yalan, harama haram diyesin oğlum. Zayıfın yanında, güçlünün karşısında kalmak yakışır sana...


Rikkatli, dikkatli, şefkatli, merhametli, basiretli, ferasetli, adaletli olasın oğlum. Hikmetli olasın. Yitirdiğimiz hikmete sahip çıkmak yakışır sana...

Duamdır hepsi.
Bin âmin…

 

 

 


Yorumlar

  1. Şu an bir bebek büyütüyorum bende öyle duygulu okudumki tefekkürlerime tercüman oldunuz.Benim bebeğimin ismide Tahir...Yazılarınızın sıkı takipçisiyim.Benimde bloğum var.Buraya bırakıyorum belki takip edersnz zarifhakikatler.blogspot.com

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Öğütler XXIX

  Sevgili oğlum, Henüz küçücükken sen, her şeyini ben yapayım isterdim. Seni kimseye bırakmayayım, her halini ben göreyim, ben hep yanında olayım... Ben koruyayım, ben kollayayım... Ben yeteyim, ben yetişeyim, ben yetiştireyim… Sana dair hiçbir anı kaçırmayayım. Düşününce, ‘oyuncağını uyurken bile yanından ayırmak istemeyen çocuk gibi’ belki. Sonra büyüdüm. Seninle büyüdüm ben de… Ve şimdi kız kardeşin büyüyor. Sen yürümeyi öğrenirken ben bırakmayı, sen konuşmayı öğrenirken ben susmayı, sen kendini bulurken ben yavaşça seni serbest bırakmayı öğrendim. Ve şimdi; ‘ben olmasam da yanınızda güzel insanlar olsun’ yanınızda istiyorum. Ben yanınızda olmasam da güvende olun. Ben kimim ki? Bazen ben yanınızda olsam bile koruyamam ki... Sevgili oğlum, çiçek kızım, Ben toprak olsam, siz güzel çiçeklerim; zamanla havaya, ışığa, gökyüzüne yöneleceksiniz. Topraktan bağımsız büyüyeceksiniz, yalnızca kökünüz kalacak bende. Ben bir koza olsam, siz mucize bir tırtıl; benden çıkıp kanatlanıp u...

Öğütler XXX

Rabbim yarattı ve ellerime verdi. Benim elimde büyüsün diye, Rabbim bana emanet etti. Elimden ne geliyorsa yapmaya hazırdım. Ve o gün bugündür elimden geleni yapıyorum. Elimden gelmeyen şeyler içinse yine ellerimi kullanıyorum; Rabbime açıyorum...  Ektiğim tohumlar filizlenmeden mevsim değişmesin istiyorum. Toprağa diktiklerim zamanından önce savrulmasın istiyorum rüzgârla. Şöyle bir büyüyüp serpilmeden kışa yakalanmasınlar istiyorum.  Biraz daha güneş görsün, biraz daha büyüsün, kendi gövdesini taşıyacak kadar güçlensin. Ama biliyorum; mevsimleri ben belirlemiyorum. Ben sadece elimden geleni yapıyorum, gerisini Rabbime bırakıyorum. Bazen bahçeye bir sera yapmak, etrafını şöyle güzelce sarıp sarmalamak da bahçıvanlığa dâhil…  Hep aynı; bir tarafta biraz kaygı biraz endişe biraz koruma isteği; diğer tarafta tevekkül, sabır, teslimiyet... Bir elim bırakıyor, bir elim hâlâ tutuyor. Bir taraftan yavaşça geri çekilmeyi deniyorum "Tamam" diyorum, "Vakti geldi, artık uçabilir...

Öğütler XXXI

Sevgili kızım, Düşün ki, sana yollar açmakla meşgulum. Sen usul usul gelirken, ön tekerleğin geçeceği yolları düzlemekle meşgulum. Senin adımlarının değeceği yollardaki engelleri kaldırmak için uğraşıyorum. Yağan karın altında hiç durmadan çalışan bir kar küreme aracı gibi belki... Senin ayakların üşümesin, sendelemesin diye. Etrafı temizleyeduruyorum bir yandan, Üzerine sıçramasın kötülükler diye...  Hayatın çamuru sana değmesin, karanlık seni ürkütmesin istiyorum. Yol açık olunca sen hızlıca yürürsün, koşa koşa ilerlersin diye düşünüyorum. Senin hızlıca yürüyüp, koşa koşa ilerleyebileceğin günleri düşlüyorum.  Siz bu yolu temiz ve sağlam adımlarla yürüdükçe, ben varmış hissedeceğim. Siz menzile yaklaştıkça, ben durduğum yerde sona ulaşacağım. Belki bir gün, siz de yollar açarsanız başkaları için; işte ben o zaman gerçekten vardığımı hissedeceğim.