Ana içeriğe atla

29 Ekim'e Dair

Hilafetin yıkılışı ve ümmetin başsız bırakılışıdır 29 Ekim. Kurdukları sözde mahkemelerle âlimlerin, önderlerin asılışı; yüzü batıya dönük münafıkların devlet içerisinde şahlanışı ve en kötüsü de müslümanların sinsice bütün bunlara alıştırılışıdır.

Bir medeniyetin işgalidir 29 Ekim. Allah'ın adıyla yeryüzüne hükmetme derdinde olan bir devletin batı standartlarıyla köleleştirilmesinin nihayetidir.

Laiklik, çağdaşlık terörizmiyle bir milletin kendini inkârıdır. Kimliğimize, kökenimize, kültürümüze, kıblemize yapılan darbedir. Bu vatanın öz evlatlarının ötekileştirilişidir. Batıdan devşirme hukukla, siyasayla zorlama, müsvedde bir egemenliktir. Meşruiyeti bayramı kadar sahtedir. Hedefi de hikayesi de bayram olduğu kadar yalandır.

Karaladıkları tarihimiz, yağmadıkları düzenimiz, susturdukları hocalarımız, sessizce ve tedirgince okunan ezanlarımız, saklanan mushaflarımız, gizli gizli okutulan elif-ba'larımız ve kandırdıkları halkımız bütün bu yalanların aslıdır. Dahası; her yana dikilen büstler, heykeller, benimsetme adına atılan nutuklar, okutulan diktatörce andlar...

Biz sesimizi çıkarmazsak birileri bir süre daha bu yalanlara inanacak. Lakin yeter sustuğumuz... Besmele çekip bir Fetih okuyalım şimdi; biz o asırlık cihanşumul medeniyetin evlatlarıyız, öldürülen dedelerimizin kanlarıyız. Asılan dedelerimizin ölüsünü sevdikleri kadar nefret ediyorlar bizden, etsinler; yeter sustuğumuz! Hocaların, âlimlerin cesetleri üzerine ve Müslümanları İslamsızlaştırmak üzere kurulan vicdandan ve adaletten yoksun, fıtrattan uzak, şirk dolu zulüm ve kukla düzenini ve müelliflerini reddediyoruz.


“Çünkü aklımızda hep tutalım: İslam’ın ilerlemesini –her türlü ilerlemeyi- itaatkâr ve teslimiyetçiler değil, cesur ve itiraz sahibi isyankâr ruhlular gerçekleştirecektir.” 
| Aliya İzzetbegoviç - İslam Deklerasyonu




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Öğütler XXIX

  Sevgili oğlum, Henüz küçücükken sen, her şeyini ben yapayım isterdim. Seni kimseye bırakmayayım, her halini ben göreyim, ben hep yanında olayım... Ben koruyayım, ben kollayayım... Ben yeteyim, ben yetişeyim, ben yetiştireyim… Sana dair hiçbir anı kaçırmayayım. Düşününce, ‘oyuncağını uyurken bile yanından ayırmak istemeyen çocuk gibi’ belki. Sonra büyüdüm. Seninle büyüdüm ben de… Ve şimdi kız kardeşin büyüyor. Sen yürümeyi öğrenirken ben bırakmayı, sen konuşmayı öğrenirken ben susmayı, sen kendini bulurken ben yavaşça seni serbest bırakmayı öğrendim. Ve şimdi; ‘ben olmasam da yanınızda güzel insanlar olsun’ yanınızda istiyorum. Ben yanınızda olmasam da güvende olun. Ben kimim ki? Bazen ben yanınızda olsam bile koruyamam ki... Sevgili oğlum, çiçek kızım, Ben toprak olsam, siz güzel çiçeklerim; zamanla havaya, ışığa, gökyüzüne yöneleceksiniz. Topraktan bağımsız büyüyeceksiniz, yalnızca kökünüz kalacak bende. Ben bir koza olsam, siz mucize bir tırtıl; benden çıkıp kanatlanıp u...

Öğütler XXX

Rabbim yarattı ve ellerime verdi. Benim elimde büyüsün diye, Rabbim bana emanet etti. Elimden ne geliyorsa yapmaya hazırdım. Ve o gün bugündür elimden geleni yapıyorum. Elimden gelmeyen şeyler içinse yine ellerimi kullanıyorum; Rabbime açıyorum...  Ektiğim tohumlar filizlenmeden mevsim değişmesin istiyorum. Toprağa diktiklerim zamanından önce savrulmasın istiyorum rüzgârla. Şöyle bir büyüyüp serpilmeden kışa yakalanmasınlar istiyorum.  Biraz daha güneş görsün, biraz daha büyüsün, kendi gövdesini taşıyacak kadar güçlensin. Ama biliyorum; mevsimleri ben belirlemiyorum. Ben sadece elimden geleni yapıyorum, gerisini Rabbime bırakıyorum. Bazen bahçeye bir sera yapmak, etrafını şöyle güzelce sarıp sarmalamak da bahçıvanlığa dâhil…  Hep aynı; bir tarafta biraz kaygı biraz endişe biraz koruma isteği; diğer tarafta tevekkül, sabır, teslimiyet... Bir elim bırakıyor, bir elim hâlâ tutuyor. Bir taraftan yavaşça geri çekilmeyi deniyorum "Tamam" diyorum, "Vakti geldi, artık uçabilir...

Öğütler XXXI

Sevgili kızım, Düşün ki, sana yollar açmakla meşgulum. Sen usul usul gelirken, ön tekerleğin geçeceği yolları düzlemekle meşgulum. Senin adımlarının değeceği yollardaki engelleri kaldırmak için uğraşıyorum. Yağan karın altında hiç durmadan çalışan bir kar küreme aracı gibi belki... Senin ayakların üşümesin, sendelemesin diye. Etrafı temizleyeduruyorum bir yandan, Üzerine sıçramasın kötülükler diye...  Hayatın çamuru sana değmesin, karanlık seni ürkütmesin istiyorum. Yol açık olunca sen hızlıca yürürsün, koşa koşa ilerlersin diye düşünüyorum. Senin hızlıca yürüyüp, koşa koşa ilerleyebileceğin günleri düşlüyorum.  Siz bu yolu temiz ve sağlam adımlarla yürüdükçe, ben varmış hissedeceğim. Siz menzile yaklaştıkça, ben durduğum yerde sona ulaşacağım. Belki bir gün, siz de yollar açarsanız başkaları için; işte ben o zaman gerçekten vardığımı hissedeceğim.