Ana içeriğe atla

Müslümanın Evliliği



Henüz ilk insanın dünyaya inişinin öncesinde başlayan imtihanlarımız, dünyaya gönderildiğimiz ilk andan bu yana devam ediyor. İnsanlar olarak her daim imtihan ediliyoruz ve Müslümanlar olarak en çok bizler bu imtihanların farkında olmak ve buna göre yaşamak zorundayız. Hayatın her alanında karşımıza çıkan bu imtihanları ancak Allah Rasulü’nün örnekliğiyle başarıyla aşabiliriz. Bizim için en güzel örnek kılınan Rasûlullah aleyhisselam, hiç şüphesiz her anlamda ve istisnasız her alanda örnekliğimizdir. Kimseyi özendirmeyen, kimseye haset ettirmeyen en sade hayatıyla ve a’dan z’ye tevazu kokan yaşam standartlarıyla önderimiz olan Allah Rasulü, devlet önderliğinde ve aile mefhumunda da neyi, en güzel şekilde nasıl yaşayacağımızı gösterir bize. 'Aile', en eski 'devlet' çeşididir; ‘devlet’, ‘aile’lerden ibarettir. Ancak Müslüman ailelerle olur Müslüman bir toplumun ve İslam devletinin inşası. Hayat boyu karşımıza çıkan bazen maddi bazen manevi imtihanların çoğunu ilk peygamberden son peygambere dek bütün peygamberlerin sünnetinde gördüğümüz evlilik mefhumu ile ve İslam devletine giden yolda talip olduğumuz Müslüman ailelerle karşılarız. İlanı düğünle aslolan evliliklerimizle denenmişliğimiz, hiç şüphesiz düğün sürecinin çok daha öncesinde başlar.

Evliliği Allah’ın emri, peygamberin sünneti ve imanının yarısı bilen Müslümanlar olarak bizler, evliliğin öneminin ve dünyada başlayıp ahirette de devam edecek olan bir birliktelik arz ettiğinin nasıl farkında isek, ahdi insan olarak varoluşumuzun en başından beri bizi alt etmek ve yoldan çıkarıp Rabbimizden uzaklaştırmak olan şeytan da aynı şekilde farkındadır ve bu noktada tuzaklarını sağlamlaştıracaktır. Hayatının her alanını Kur’an’a ve sünnete göre düzenleme ve her anında Allah’ın emrettiği şekilde hareket etme derdinde olan Müslümanlar ise, hem dünyasını hem de ahiretini etkileyecek evlilik kararını Kur’an’a ve sünnete göre almak ve bu yolda atacağı adımları tertemiz kılmak için daha çok gayret sarf eder. Farkındadır ki, evliliğini maddi gerekçelere göre yapmak, güzelliğe göre temellendirmek ya da ‘herkes evleniyor’ gibi bir gerekçeyle ve ‘herkesin evlendiği gibi’ evlenmek olmayacak iştir. Allah’ın huzur ve sükûnet kaynağı dediği, göz ve gönül aydınlığı olacak, imtihanları kolaylaştıracak ve cenneti yakınlaştıracak eşler, dünyayı değil Allah ve Rasulünü/ahireti tercih etme bilincinde olan mü’minlerin hayatına şuurla alınan kararlarla girer. Evlilik niyetine kendisini Allah’a yaklaştıracak bir eş, O’nun yolunda bir yol arkadaşı ve Allah’ın rızasını kazanma kolaylığı koyan bir Müslüman, başından sonuna kadar an an ve adım adım Allah rızasını gözetir.

Hayr için, hayırla atılan adımlar hayra çıkar ve başı hayırlı olanın sonunun da hayırlı olması daha kolay olur. Her ne kadar fıtratlarımız İslam üzere yoğurulmuşsa da, insan nefsi hem iyilik hem de kötülük barındırır. Bir Müslüman genç, daha evlilik yoluna girer girmez, evlilik görüşmeleriyle, koruması gereken mahremiyetiyle, sonraki süreçte yapacağı gerekli ve/ya gereksiz harcamalarla, giyeceği kıyafetlerle, düğününün yapılış tarzıyla, ev döşemesiyle denenecektir. Bazıları girdiği bu yolun görkemine aldanabilir ve karşısına çıkan onca şatafatla büyülenip farkındalığını kaybedebilir, asıl niyet ve hedefinden uzaklaşabilir. Yürüdüğü övülmüş yolda unutkanlıkla ya da gafletle tali yollara sapıp oyalanabilir. Oysaki Allah Rasulünün örnekliğini kıstas bilenlerin değerleri, ölçüleri, niyetleri ve gayeleri mukaddestir. Hayata da eşyaya da evliliğe de aileye de bakış açıları teslimiyetle ve hesap bilinciyledir. Müslümanlardaki değişimlerden, dünyevileşmelerden, modernleşmelerden etkilenmezler ve heves ve arzularına köle olmazlar.
...
Hayatlarının merkezine Kur’an’ı koyan, Allah Rasulü’nün örnekliğinde bir hayat için adım atan, tavizsiz bir İslâmî hayat arzusunda olan, tercihlerinde makam, mevki, maddi kaygı, dış görünüş değil, din ve ahlâk güzelliğini önceleyen; evliliğinde de Allah’ın koyduğu ölçüleri kıstas alan, dünya nimetlerinin şatafatına rağmen, topluma yerleşen ‘olmazsa olmaz’lara ve ‘vazgeçilmez’ kılınan algılara rağmen, ayrıntılara takılmayan, çoğu zaman vakit kaybından ve para israfından ibaret olan ve evliliği zorlaştıran geleneklerden uzak bir evlilik arzulayan gençlere selam olsun! Allah onlara Allah için kaynaşan kalpler, cennetlik muhabbetler, toplumun ıslahı için gayret eden aileler, mü’min nesiller için tebliğ ve irşat kaynağı olacak evler ve bu evlerde güzellikle yetişen salih zürriyetler lütfetsin. Allah onlara imanda, cihadda, sabırda, ihlasta ve fedakârlıkta topluma örneklik ve önderlik nasip etsin. “Allah evliliği sizin için bereketli kılsın ve bereketinizi daim etsin. İkinizin arasını hayırlarda cem etsin.” [Tirmizi]


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Öğütler XXIX

  Sevgili oğlum, Henüz küçücükken sen, her şeyini ben yapayım isterdim. Seni kimseye bırakmayayım, her halini ben göreyim, ben hep yanında olayım... Ben koruyayım, ben kollayayım... Ben yeteyim, ben yetişeyim, ben yetiştireyim… Sana dair hiçbir anı kaçırmayayım. Düşününce, ‘oyuncağını uyurken bile yanından ayırmak istemeyen çocuk gibi’ belki. Sonra büyüdüm. Seninle büyüdüm ben de… Ve şimdi kız kardeşin büyüyor. Sen yürümeyi öğrenirken ben bırakmayı, sen konuşmayı öğrenirken ben susmayı, sen kendini bulurken ben yavaşça seni serbest bırakmayı öğrendim. Ve şimdi; ‘ben olmasam da yanınızda güzel insanlar olsun’ yanınızda istiyorum. Ben yanınızda olmasam da güvende olun. Ben kimim ki? Bazen ben yanınızda olsam bile koruyamam ki... Sevgili oğlum, çiçek kızım, Ben toprak olsam, siz güzel çiçeklerim; zamanla havaya, ışığa, gökyüzüne yöneleceksiniz. Topraktan bağımsız büyüyeceksiniz, yalnızca kökünüz kalacak bende. Ben bir koza olsam, siz mucize bir tırtıl; benden çıkıp kanatlanıp u...

Öğütler XXX

Rabbim yarattı ve ellerime verdi. Benim elimde büyüsün diye, Rabbim bana emanet etti. Elimden ne geliyorsa yapmaya hazırdım. Ve o gün bugündür elimden geleni yapıyorum. Elimden gelmeyen şeyler içinse yine ellerimi kullanıyorum; Rabbime açıyorum...  Ektiğim tohumlar filizlenmeden mevsim değişmesin istiyorum. Toprağa diktiklerim zamanından önce savrulmasın istiyorum rüzgârla. Şöyle bir büyüyüp serpilmeden kışa yakalanmasınlar istiyorum.  Biraz daha güneş görsün, biraz daha büyüsün, kendi gövdesini taşıyacak kadar güçlensin. Ama biliyorum; mevsimleri ben belirlemiyorum. Ben sadece elimden geleni yapıyorum, gerisini Rabbime bırakıyorum. Bazen bahçeye bir sera yapmak, etrafını şöyle güzelce sarıp sarmalamak da bahçıvanlığa dâhil…  Hep aynı; bir tarafta biraz kaygı biraz endişe biraz koruma isteği; diğer tarafta tevekkül, sabır, teslimiyet... Bir elim bırakıyor, bir elim hâlâ tutuyor. Bir taraftan yavaşça geri çekilmeyi deniyorum "Tamam" diyorum, "Vakti geldi, artık uçabilir...

Öğütler XXXI

Sevgili kızım, Düşün ki, sana yollar açmakla meşgulum. Sen usul usul gelirken, ön tekerleğin geçeceği yolları düzlemekle meşgulum. Senin adımlarının değeceği yollardaki engelleri kaldırmak için uğraşıyorum. Yağan karın altında hiç durmadan çalışan bir kar küreme aracı gibi belki... Senin ayakların üşümesin, sendelemesin diye. Etrafı temizleyeduruyorum bir yandan, Üzerine sıçramasın kötülükler diye...  Hayatın çamuru sana değmesin, karanlık seni ürkütmesin istiyorum. Yol açık olunca sen hızlıca yürürsün, koşa koşa ilerlersin diye düşünüyorum. Senin hızlıca yürüyüp, koşa koşa ilerleyebileceğin günleri düşlüyorum.  Siz bu yolu temiz ve sağlam adımlarla yürüdükçe, ben varmış hissedeceğim. Siz menzile yaklaştıkça, ben durduğum yerde sona ulaşacağım. Belki bir gün, siz de yollar açarsanız başkaları için; işte ben o zaman gerçekten vardığımı hissedeceğim.