Ana içeriğe atla

Umutlara Tutunmak




...


Biriktirdiğim özgür düşlere saklıyorum sevdiğim çiçeklerle rengârenk şekerleri ve çiçeklerden de şekerlerden de daha güzel o çocuk gülüşlerini. En güzel çocuklar biliyor sevmeyi de sevinmeyi de... Çocuklarla seviniyorum. Çocukları sevmeye tutunuyorum, ellerine tutunuyorum. En çok da çıplak ayaklı çocukların ellerinden tutuyorum düşlerimde... Bir çocuğun gülüşünde baharı buluyorum, bir diğerinde bayram ediyorum. İçimi ısıtıyor sevinçleri, tebessüm tebessüm gülen gözleri...

Kurduğum hayalleri büyütüyorum üzerlerine düşe düşe, nazlaya nazlaya. Hepsi en az dualarım kadar özgür, en az dualarım kadar güçlü... Hiçbir çocuk irkilmiyor bile uykusunda, bombalar bölmüyor uykuları. Kimseler vurulmuyor, enkazlarda kalmıyor kimsecikler. Yalnızca mutluluktan gözyaşları da... İçimde taşıyorum çocukların hedef olduğu bütün savaşları. Yüreğime sığdırıveriyorum hepsini; kimsecikler görmesin, bilmesin, hissetmesin diye...

Dua dua yapıştırmak istiyorum kırılan bütün kalpleri. Kimsenin ahını kimseye yük etmeden. Küskün gönül, kırgın kalp kalmasın diye... Merhamet ekiyorum gönül tarlalarına; umut kırıntıları serpiştiriyorum...

Sığamıyorum hiçbir mekâna. Dünyaları kucaklayacak kadar merhamet alıyorum yanıma, insafa gelmeyen bütün vicdanları ateşe verecek kadar da cesaret... Coğrafyalar koşuyorum, gurbetlere kavuşuyorum, okşanmayan başları okşuyorum. Evsizlerle evsiz, yurtsuzlarla yurtsuz, sürülenlerle sürgünde, yola çıkanlarla hicrette... Dil bilmesem de yüreğimle konuşuyorum, zaten sığamıyorum kelimelere. Bir çift söz oluyor iki damla gözyaşım, en etkili cümlem de yürekten tebessümüm... Haykırışları duyuyorum. Ağlayanlara teselli oluyorum. Kalbimi titretiyor vicdanımın titreşimi. Ertelemiyorum sesini, sessize almıyorum. Ve bu sefer uzanıyor elim; bu sefer yetişiyor kolum. Sürçmeden ayağım, bütün “imdat!”lara yetişiyorum bu sefer... Mazlum maktullerle vuslatlar biriktiriyorum ötelerde. Tüm Yusufları çıkarıveriyorum kuyulardan. Mağara önlerine ağlar örüyorum örümceklerle. Yorulmuyorum asla, elinden hiç tutulmamış çocuklar aşkına...

Doğan her güneşle biraz daha büyüyor sevdam, her yağmurla biraz daha filizleniyor. Sonra... Yaşamak dediğin... Açgözlülüğüne şaşırıyorum umudumu bile kıskanan insanların. Vurdumduymazlığına şaşırıyorum bazılarının. Bazılarının da nefretine şaşıyorum. Kaçmıyorum yaşamaktan! Tam her şeyden vazgeçecekken, tam yılacakken, tam yitecekken, yüreğimde taşıdıklarıma bakıyorum; umutlarıma, umudumun hayallerine tutunuyorum, gördüğüm düşlere, çocukların gülüşlerine... Aşk ile yürüyenin vazgeçişi olmaz, yılgınlığı olmaz diyorum; umutlarıma tutunuyorum; umutlarıma vefam oluyor imanım. Elhamdulillah!


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Öğütler XXIX

  Sevgili oğlum, Henüz küçücükken sen, her şeyini ben yapayım isterdim. Seni kimseye bırakmayayım, her halini ben göreyim, ben hep yanında olayım... Ben koruyayım, ben kollayayım... Ben yeteyim, ben yetişeyim, ben yetiştireyim… Sana dair hiçbir anı kaçırmayayım. Düşününce, ‘oyuncağını uyurken bile yanından ayırmak istemeyen çocuk gibi’ belki. Sonra büyüdüm. Seninle büyüdüm ben de… Ve şimdi kız kardeşin büyüyor. Sen yürümeyi öğrenirken ben bırakmayı, sen konuşmayı öğrenirken ben susmayı, sen kendini bulurken ben yavaşça seni serbest bırakmayı öğrendim. Ve şimdi; ‘ben olmasam da yanınızda güzel insanlar olsun’ yanınızda istiyorum. Ben yanınızda olmasam da güvende olun. Ben kimim ki? Bazen ben yanınızda olsam bile koruyamam ki... Sevgili oğlum, çiçek kızım, Ben toprak olsam, siz güzel çiçeklerim; zamanla havaya, ışığa, gökyüzüne yöneleceksiniz. Topraktan bağımsız büyüyeceksiniz, yalnızca kökünüz kalacak bende. Ben bir koza olsam, siz mucize bir tırtıl; benden çıkıp kanatlanıp u...

Öğütler XXX

Rabbim yarattı ve ellerime verdi. Benim elimde büyüsün diye, Rabbim bana emanet etti. Elimden ne geliyorsa yapmaya hazırdım. Ve o gün bugündür elimden geleni yapıyorum. Elimden gelmeyen şeyler içinse yine ellerimi kullanıyorum; Rabbime açıyorum...  Ektiğim tohumlar filizlenmeden mevsim değişmesin istiyorum. Toprağa diktiklerim zamanından önce savrulmasın istiyorum rüzgârla. Şöyle bir büyüyüp serpilmeden kışa yakalanmasınlar istiyorum.  Biraz daha güneş görsün, biraz daha büyüsün, kendi gövdesini taşıyacak kadar güçlensin. Ama biliyorum; mevsimleri ben belirlemiyorum. Ben sadece elimden geleni yapıyorum, gerisini Rabbime bırakıyorum. Bazen bahçeye bir sera yapmak, etrafını şöyle güzelce sarıp sarmalamak da bahçıvanlığa dâhil…  Hep aynı; bir tarafta biraz kaygı biraz endişe biraz koruma isteği; diğer tarafta tevekkül, sabır, teslimiyet... Bir elim bırakıyor, bir elim hâlâ tutuyor. Bir taraftan yavaşça geri çekilmeyi deniyorum "Tamam" diyorum, "Vakti geldi, artık uçabilir...

Öğütler XXXI

Sevgili kızım, Düşün ki, sana yollar açmakla meşgulum. Sen usul usul gelirken, ön tekerleğin geçeceği yolları düzlemekle meşgulum. Senin adımlarının değeceği yollardaki engelleri kaldırmak için uğraşıyorum. Yağan karın altında hiç durmadan çalışan bir kar küreme aracı gibi belki... Senin ayakların üşümesin, sendelemesin diye. Etrafı temizleyeduruyorum bir yandan, Üzerine sıçramasın kötülükler diye...  Hayatın çamuru sana değmesin, karanlık seni ürkütmesin istiyorum. Yol açık olunca sen hızlıca yürürsün, koşa koşa ilerlersin diye düşünüyorum. Senin hızlıca yürüyüp, koşa koşa ilerleyebileceğin günleri düşlüyorum.  Siz bu yolu temiz ve sağlam adımlarla yürüdükçe, ben varmış hissedeceğim. Siz menzile yaklaştıkça, ben durduğum yerde sona ulaşacağım. Belki bir gün, siz de yollar açarsanız başkaları için; işte ben o zaman gerçekten vardığımı hissedeceğim.