Ana içeriğe atla

Halep


Görüntünün olası içeriği: açık hava

Yazsam dedim, yine yazsam… Yazıp yazıp “Halep!” diye okusam… Ah Halep! 

Ne kavgalar gördün ey Halep! Ne acılar yaşadın… Ne öfkeler çektin sineye…

Buralarda vasıfsız hayatlar, anlamsız yaşamaklar varken; sen ne yiğit ölümler sundun Rabbine, ne kahraman hikâyeler yazdın… Senin cennetlere ısmarladığın sevdalarına karşın bizim gözümüzü doyuramayan dünyalarımız… Senin yiğitlik destanlarına karşın alınlarımızda utanç izleri bizim. Senin korkusuzca sefere çıkanlarına karşın bizim habersizce oturanlarımız… İzzetine karşın suskunluğumuzun zilleti...

Kahire’de, Kudüs’te, Gazze’de… Her köşe başında bir kardeşimiz vuruluyorken, dört bir yanda kardeşlerimiz bir bir öldürülüyorken, yaşıtlarımız türlü türlü zulümlere uğruyorken, minicik bebekler alnının çatından nişan alınıyorken, en onurlu babalar zalimce kurşunlanıyorken ve anneler yüreğinden vuruluyorken… Bu acılar bize neden değmiyor Halep? Müslümanlığımız mı yetmiyor? Tozpembe düşlerimizden, pembe dizilerimizden fırsat olmuyor da göremiyor muyuz?

Dua dua yalvarsak kabul görür mü tövbemiz? Secdelerimizi ıslatsak kabul olur mu pişmanlığımız? Geçer mi utancımız? Sonra göz göze gelebilir miyiz masum yavrularınla?

İzzetini bizimle de paylaş ey Halep! İzzetlendir bizi de.
Direnişinin hamasetini bizimle de paylaş.
Erkeklerinin cesaretinden, babalarının yiğitliğinden bize de ver.
‘Sefalet içinde yaşayanlar kim?’, öğret bize.
‘Süper güç’ten de bahset biraz, kuvvetlendir imanımızı.
Cihadın izzetini, şehidçe ölümlerin şerefini, şehadetin lezzetini tattır bize de…



Yazsam dedim Halep… Yine yazsam, sana okusam.
Yapamadım ey Halep! Dilim tutuldu, okuyamadım.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Öğütler XXIX

  Sevgili oğlum, Henüz küçücükken sen, her şeyini ben yapayım isterdim. Seni kimseye bırakmayayım, her halini ben göreyim, ben hep yanında olayım... Ben koruyayım, ben kollayayım... Ben yeteyim, ben yetişeyim, ben yetiştireyim… Sana dair hiçbir anı kaçırmayayım. Düşününce, ‘oyuncağını uyurken bile yanından ayırmak istemeyen çocuk gibi’ belki. Sonra büyüdüm. Seninle büyüdüm ben de… Ve şimdi kız kardeşin büyüyor. Sen yürümeyi öğrenirken ben bırakmayı, sen konuşmayı öğrenirken ben susmayı, sen kendini bulurken ben yavaşça seni serbest bırakmayı öğrendim. Ve şimdi; ‘ben olmasam da yanınızda güzel insanlar olsun’ yanınızda istiyorum. Ben yanınızda olmasam da güvende olun. Ben kimim ki? Bazen ben yanınızda olsam bile koruyamam ki... Sevgili oğlum, çiçek kızım, Ben toprak olsam, siz güzel çiçeklerim; zamanla havaya, ışığa, gökyüzüne yöneleceksiniz. Topraktan bağımsız büyüyeceksiniz, yalnızca kökünüz kalacak bende. Ben bir koza olsam, siz mucize bir tırtıl; benden çıkıp kanatlanıp u...

Öğütler XXX

Rabbim yarattı ve ellerime verdi. Benim elimde büyüsün diye, Rabbim bana emanet etti. Elimden ne geliyorsa yapmaya hazırdım. Ve o gün bugündür elimden geleni yapıyorum. Elimden gelmeyen şeyler içinse yine ellerimi kullanıyorum; Rabbime açıyorum...  Ektiğim tohumlar filizlenmeden mevsim değişmesin istiyorum. Toprağa diktiklerim zamanından önce savrulmasın istiyorum rüzgârla. Şöyle bir büyüyüp serpilmeden kışa yakalanmasınlar istiyorum.  Biraz daha güneş görsün, biraz daha büyüsün, kendi gövdesini taşıyacak kadar güçlensin. Ama biliyorum; mevsimleri ben belirlemiyorum. Ben sadece elimden geleni yapıyorum, gerisini Rabbime bırakıyorum. Bazen bahçeye bir sera yapmak, etrafını şöyle güzelce sarıp sarmalamak da bahçıvanlığa dâhil…  Hep aynı; bir tarafta biraz kaygı biraz endişe biraz koruma isteği; diğer tarafta tevekkül, sabır, teslimiyet... Bir elim bırakıyor, bir elim hâlâ tutuyor. Bir taraftan yavaşça geri çekilmeyi deniyorum "Tamam" diyorum, "Vakti geldi, artık uçabilir...

Öğütler XXXI

Sevgili kızım, Düşün ki, sana yollar açmakla meşgulum. Sen usul usul gelirken, ön tekerleğin geçeceği yolları düzlemekle meşgulum. Senin adımlarının değeceği yollardaki engelleri kaldırmak için uğraşıyorum. Yağan karın altında hiç durmadan çalışan bir kar küreme aracı gibi belki... Senin ayakların üşümesin, sendelemesin diye. Etrafı temizleyeduruyorum bir yandan, Üzerine sıçramasın kötülükler diye...  Hayatın çamuru sana değmesin, karanlık seni ürkütmesin istiyorum. Yol açık olunca sen hızlıca yürürsün, koşa koşa ilerlersin diye düşünüyorum. Senin hızlıca yürüyüp, koşa koşa ilerleyebileceğin günleri düşlüyorum.  Siz bu yolu temiz ve sağlam adımlarla yürüdükçe, ben varmış hissedeceğim. Siz menzile yaklaştıkça, ben durduğum yerde sona ulaşacağım. Belki bir gün, siz de yollar açarsanız başkaları için; işte ben o zaman gerçekten vardığımı hissedeceğim.