Ana içeriğe atla

"Yokuşta elimizden tutana şükürler olsun."

Görüntünün olası içeriği: açık hava


Lise yıllarımda "Yokuşta elimizden tutana şükürler olsun." yazılıydı odamın her sabah, uyanır uyanmaz, muhakkak göreceğim bir duvarında... Belki alıntıydı, belki beğendiğim bir şiirden bir mısraydı, belki bir gün yokuş çıkarken dilime düşüvermişti, belki de biri söyleyivermişti de ben de kapıvermiştim; bilmiyorum.

"Yokuşta elimizden tutana şükürler olsun."

O gün bugündür yokuşlar hiç bitmedi. Biri bitince, biraz düze çıkınca bir yenisi... Birinin ardından diğeri... Bazen daha da dikleşti. Yönümüzü şaşırdık, daha dik bir yokuş çıktı karşımıza. Yolumuzu kaybettik, daha daha dikleri... Bazen de yokuşların ardından ovalar, vadiler çıktı yolumuza. Ve belki bazen de gözümüzü korkutan, duamızı-şükrümüzü bile unutturan ‘sarp yokuş’lara dönüşüverdi adımladığımız yollar. Ama sahi, duamızı-şükrümüzü unutmaktan daha sarp bir yokuş olabilir mi ki?

Her şeyden sonra, belki vadilere ulaşınca, belki sarp yokuşun orta yerinde kalınca, “Vuku bulanda hayır vardır.” deyip teslim olabildiğimiz her an şükür secdesi etmeliktir. “Vuku bulanda hayır vardır.” dediğimiz her an şükür secdesi etmelik andır. Belimizi büken yokuşlara rağmen, yokuşların sahibine yönelebildiğimiz her an şükür sebebidir.

Secdelerimizin şükrüne de, şükürlerimizin secdelerine de şükürler olsun.

Evet, yokuşlar hiç bitmedi. Ama O da elimizi hiç bırakmadı. Rabbimiz bizi yokuşların orta yerinde terk etmedi hiç.

"Yokuşta elimizden tutana şükürler olsun."

Yokuşları bize düz edene, kimi yokuşları yokmuş gibi hissettirene şükürler olsun.

Yokuşlar hiç bitmedi, bitmeyecek. Ve biz her defasında daha sıkı, her yokuşla daha bir sıkı tutunacağız elimizi hiç bırakmayan Rabbimize...

"Yokuşta elimizden tutana şükürler olsun."

Bütün yokuşların ardından, zirveye cenneti koyup, zirve gibi zirveye ulaştırana şükürler olsun.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Öğütler XXIX

  Sevgili oğlum, Henüz küçücükken sen, her şeyini ben yapayım isterdim. Seni kimseye bırakmayayım, her halini ben göreyim, ben hep yanında olayım... Ben koruyayım, ben kollayayım... Ben yeteyim, ben yetişeyim, ben yetiştireyim… Sana dair hiçbir anı kaçırmayayım. Düşününce, ‘oyuncağını uyurken bile yanından ayırmak istemeyen çocuk gibi’ belki. Sonra büyüdüm. Seninle büyüdüm ben de… Ve şimdi kız kardeşin büyüyor. Sen yürümeyi öğrenirken ben bırakmayı, sen konuşmayı öğrenirken ben susmayı, sen kendini bulurken ben yavaşça seni serbest bırakmayı öğrendim. Ve şimdi; ‘ben olmasam da yanınızda güzel insanlar olsun’ yanınızda istiyorum. Ben yanınızda olmasam da güvende olun. Ben kimim ki? Bazen ben yanınızda olsam bile koruyamam ki... Sevgili oğlum, çiçek kızım, Ben toprak olsam, siz güzel çiçeklerim; zamanla havaya, ışığa, gökyüzüne yöneleceksiniz. Topraktan bağımsız büyüyeceksiniz, yalnızca kökünüz kalacak bende. Ben bir koza olsam, siz mucize bir tırtıl; benden çıkıp kanatlanıp u...

Öğütler XXX

Rabbim yarattı ve ellerime verdi. Benim elimde büyüsün diye, Rabbim bana emanet etti. Elimden ne geliyorsa yapmaya hazırdım. Ve o gün bugündür elimden geleni yapıyorum. Elimden gelmeyen şeyler içinse yine ellerimi kullanıyorum; Rabbime açıyorum...  Ektiğim tohumlar filizlenmeden mevsim değişmesin istiyorum. Toprağa diktiklerim zamanından önce savrulmasın istiyorum rüzgârla. Şöyle bir büyüyüp serpilmeden kışa yakalanmasınlar istiyorum.  Biraz daha güneş görsün, biraz daha büyüsün, kendi gövdesini taşıyacak kadar güçlensin. Ama biliyorum; mevsimleri ben belirlemiyorum. Ben sadece elimden geleni yapıyorum, gerisini Rabbime bırakıyorum. Bazen bahçeye bir sera yapmak, etrafını şöyle güzelce sarıp sarmalamak da bahçıvanlığa dâhil…  Hep aynı; bir tarafta biraz kaygı biraz endişe biraz koruma isteği; diğer tarafta tevekkül, sabır, teslimiyet... Bir elim bırakıyor, bir elim hâlâ tutuyor. Bir taraftan yavaşça geri çekilmeyi deniyorum "Tamam" diyorum, "Vakti geldi, artık uçabilir...

Öğütler XXXI

Sevgili kızım, Düşün ki, sana yollar açmakla meşgulum. Sen usul usul gelirken, ön tekerleğin geçeceği yolları düzlemekle meşgulum. Senin adımlarının değeceği yollardaki engelleri kaldırmak için uğraşıyorum. Yağan karın altında hiç durmadan çalışan bir kar küreme aracı gibi belki... Senin ayakların üşümesin, sendelemesin diye. Etrafı temizleyeduruyorum bir yandan, Üzerine sıçramasın kötülükler diye...  Hayatın çamuru sana değmesin, karanlık seni ürkütmesin istiyorum. Yol açık olunca sen hızlıca yürürsün, koşa koşa ilerlersin diye düşünüyorum. Senin hızlıca yürüyüp, koşa koşa ilerleyebileceğin günleri düşlüyorum.  Siz bu yolu temiz ve sağlam adımlarla yürüdükçe, ben varmış hissedeceğim. Siz menzile yaklaştıkça, ben durduğum yerde sona ulaşacağım. Belki bir gün, siz de yollar açarsanız başkaları için; işte ben o zaman gerçekten vardığımı hissedeceğim.