Ana içeriğe atla

özgür ruhun dünyaya kölelik etmesin!

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü ve kuş

Dünyaya bağlanmaya başladığımızda oldu her şey. Sahi, ne bağlıyordu bizi dünyaya? Hem de bulaşıcı bir hastalık gibi. Kandırarak, kanıksatarak, alıştırarak, unutturarak... Kanser gibi hücre hücre yayılarak hem de... 


Ey nefsim!
Hıçkıra hıçkıra ağla şimdi, secde secde kapan yere. Uzun uzun yalvar, samimi tövbelerle yalvar. Yaşadığını hisset ve yaşantınla hissettir müslümanca yaşadığını. Anında fırlat elindeki o hurmayı, öylece koş Uhuda!

Adımların kalabalıklara uymasın. Alışverişler yine ruhunu sıksın. Markalar, mağazalar, marketler yine korkutsun seni; israflar korkutsun, verilecek hesap korkutsun. İçinin kavgaları bitmesin, yüreğinin öfkesi dinmesin. Asi yüreğin bu düzene boyun eğmek bilmesin. Özgür ruhun dünyaya kölelik etmesin.

Hadi yine, en başından, bismillah!

Hatırla ey nefs!
“Güzellik Müslümanlıktandır.”
“Üstünlük takvadadır.”
“Tevazu imandandır.”
“Sade hayat imandandır.”

Çağa ayak uydururken çağa uymamak... İnsan olduğunu bilerek, insanlığından da asla ödün vermeyerek mücadele edebilmek... Hakikat bildiklerinden ödün vermemek... Kimliğinden asla vazgeçmemek... Bu çağda yaşıyor olmana rağmen çağa direnebilmek... Dünyada ve dünyalılarla yaşasan da dünyanı dünyevileştirmemek... İçinde yaşadığın dünyanın inadına içinde bir dünya yaşatabilmek...

Hatırla ey nefs!
Bizden öncekilerin başlarına gelenler bizim başımıza gelmeden... Yeryüzünün mazlumlarıyla ağlayamasan da yeryüzünün mazlumlarına ağlamadan... Dünyanın dört bir yanında devrim devrim atan kalplerle birlikte atmadan... Geceler boyu sessiz sessiz duaları derin derin uykularla yarıştırmadan...

Yine, yeniden... Bismillah!

Dedim ya işte; asi yüreğin bu düzene boyun eğmek bilmesin, özgür ruhun dünyaya kölelik etmesin...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Öğütler XXIX

  Sevgili oğlum, Henüz küçücükken sen, her şeyini ben yapayım isterdim. Seni kimseye bırakmayayım, her halini ben göreyim, ben hep yanında olayım... Ben koruyayım, ben kollayayım... Ben yeteyim, ben yetişeyim, ben yetiştireyim… Sana dair hiçbir anı kaçırmayayım. Düşününce, ‘oyuncağını uyurken bile yanından ayırmak istemeyen çocuk gibi’ belki. Sonra büyüdüm. Seninle büyüdüm ben de… Ve şimdi kız kardeşin büyüyor. Sen yürümeyi öğrenirken ben bırakmayı, sen konuşmayı öğrenirken ben susmayı, sen kendini bulurken ben yavaşça seni serbest bırakmayı öğrendim. Ve şimdi; ‘ben olmasam da yanınızda güzel insanlar olsun’ yanınızda istiyorum. Ben yanınızda olmasam da güvende olun. Ben kimim ki? Bazen ben yanınızda olsam bile koruyamam ki... Sevgili oğlum, çiçek kızım, Ben toprak olsam, siz güzel çiçeklerim; zamanla havaya, ışığa, gökyüzüne yöneleceksiniz. Topraktan bağımsız büyüyeceksiniz, yalnızca kökünüz kalacak bende. Ben bir koza olsam, siz mucize bir tırtıl; benden çıkıp kanatlanıp u...

Öğütler XXX

Rabbim yarattı ve ellerime verdi. Benim elimde büyüsün diye, Rabbim bana emanet etti. Elimden ne geliyorsa yapmaya hazırdım. Ve o gün bugündür elimden geleni yapıyorum. Elimden gelmeyen şeyler içinse yine ellerimi kullanıyorum; Rabbime açıyorum...  Ektiğim tohumlar filizlenmeden mevsim değişmesin istiyorum. Toprağa diktiklerim zamanından önce savrulmasın istiyorum rüzgârla. Şöyle bir büyüyüp serpilmeden kışa yakalanmasınlar istiyorum.  Biraz daha güneş görsün, biraz daha büyüsün, kendi gövdesini taşıyacak kadar güçlensin. Ama biliyorum; mevsimleri ben belirlemiyorum. Ben sadece elimden geleni yapıyorum, gerisini Rabbime bırakıyorum. Bazen bahçeye bir sera yapmak, etrafını şöyle güzelce sarıp sarmalamak da bahçıvanlığa dâhil…  Hep aynı; bir tarafta biraz kaygı biraz endişe biraz koruma isteği; diğer tarafta tevekkül, sabır, teslimiyet... Bir elim bırakıyor, bir elim hâlâ tutuyor. Bir taraftan yavaşça geri çekilmeyi deniyorum "Tamam" diyorum, "Vakti geldi, artık uçabilir...

Öğütler XXXI

Sevgili kızım, Düşün ki, sana yollar açmakla meşgulum. Sen usul usul gelirken, ön tekerleğin geçeceği yolları düzlemekle meşgulum. Senin adımlarının değeceği yollardaki engelleri kaldırmak için uğraşıyorum. Yağan karın altında hiç durmadan çalışan bir kar küreme aracı gibi belki... Senin ayakların üşümesin, sendelemesin diye. Etrafı temizleyeduruyorum bir yandan, Üzerine sıçramasın kötülükler diye...  Hayatın çamuru sana değmesin, karanlık seni ürkütmesin istiyorum. Yol açık olunca sen hızlıca yürürsün, koşa koşa ilerlersin diye düşünüyorum. Senin hızlıca yürüyüp, koşa koşa ilerleyebileceğin günleri düşlüyorum.  Siz bu yolu temiz ve sağlam adımlarla yürüdükçe, ben varmış hissedeceğim. Siz menzile yaklaştıkça, ben durduğum yerde sona ulaşacağım. Belki bir gün, siz de yollar açarsanız başkaları için; işte ben o zaman gerçekten vardığımı hissedeceğim.