Ana içeriğe atla

"Bu dünyaya lanet olsun, sen bize ötesini ver."

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve oturan insanlar


Köşe başlarında ağlayan çocuklar görüyorum Rabbim; 

yalınayaklı, başı belki hiç okşanmamış çocuklar... 
Ve nice kuytularda kurşunlara hedef olan çocuklar biliyorum Rabbim. 
Ve anneler... Kendisi vurulmasa da can evinden vurulan anneler... 
Görmesem de biliyorum. 
Acılarla büyüyen çocuklar; büyüyemeyen çocuklar; büyümeden ölen çocuklar...
Herkes onların acılarına yabancı, kulaklar onların ağıtlarını işitmiyor.
Dara düşmüşlere uzanmaz olmuş eller...
Hüzne müptela olmuşçasına geçen ömürlere el uzatmıyor kimse.
Aldırmıyorlar Rabbim, kimse aldırmıyor.
Komşusu açken tok yatanlar hayâ etmeden sana el açıyor;
“bizden değildir” diyen elçine utanmadan selam gönderiyor.
Bakıp ibret almıyorlar Rabbim ölümlerden de ölenlerden de...
Kimse şaşırmıyor Rabbim insanların açgözlülüğüne...
Ve artık ben de şaşırmıyorum Rabbim!
Kendi haline bile ağlayamayanlar nasıl ağlasın başkalarına...
Kendine merhameti olmayanlara nasıl dokunsun başkalarının acıları...
Bir yanda ölümler yarıştırılıyor Rabbim, acılar yarıştırılıyor;
diğer yanda vicdanlarımızı bile sömürüyorlar.
Ne zaman bir köşe başında karşımıza çıkan bir manzarayla sıkışıverse yüreğimiz, iki kez düşünüyoruz artık...

“Ey Rabbim! Kavmim bu Kur’an’ı büsbütün terk etti.” Furkan-30

Ey Rabbim!
Bu yaşamaklara lanet olsun, sen bize cennetine gidecek bir ölüm ver.
Nasıl dediyse Asiye ''Bu saraylara lanet olsun, sen bana cennetinden bir oda ver.” Bu dünyaya lanet olsun, sen bize ötesini ver. Ötesinde bir cennet ver.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Öğütler XXIX

  Sevgili oğlum, Henüz küçücükken sen, her şeyini ben yapayım isterdim. Seni kimseye bırakmayayım, her halini ben göreyim, ben hep yanında olayım... Ben koruyayım, ben kollayayım... Ben yeteyim, ben yetişeyim, ben yetiştireyim… Sana dair hiçbir anı kaçırmayayım. Düşününce, ‘oyuncağını uyurken bile yanından ayırmak istemeyen çocuk gibi’ belki. Sonra büyüdüm. Seninle büyüdüm ben de… Ve şimdi kız kardeşin büyüyor. Sen yürümeyi öğrenirken ben bırakmayı, sen konuşmayı öğrenirken ben susmayı, sen kendini bulurken ben yavaşça seni serbest bırakmayı öğrendim. Ve şimdi; ‘ben olmasam da yanınızda güzel insanlar olsun’ yanınızda istiyorum. Ben yanınızda olmasam da güvende olun. Ben kimim ki? Bazen ben yanınızda olsam bile koruyamam ki... Sevgili oğlum, çiçek kızım, Ben toprak olsam, siz güzel çiçeklerim; zamanla havaya, ışığa, gökyüzüne yöneleceksiniz. Topraktan bağımsız büyüyeceksiniz, yalnızca kökünüz kalacak bende. Ben bir koza olsam, siz mucize bir tırtıl; benden çıkıp kanatlanıp u...

Öğütler XXX

Rabbim yarattı ve ellerime verdi. Benim elimde büyüsün diye, Rabbim bana emanet etti. Elimden ne geliyorsa yapmaya hazırdım. Ve o gün bugündür elimden geleni yapıyorum. Elimden gelmeyen şeyler içinse yine ellerimi kullanıyorum; Rabbime açıyorum...  Ektiğim tohumlar filizlenmeden mevsim değişmesin istiyorum. Toprağa diktiklerim zamanından önce savrulmasın istiyorum rüzgârla. Şöyle bir büyüyüp serpilmeden kışa yakalanmasınlar istiyorum.  Biraz daha güneş görsün, biraz daha büyüsün, kendi gövdesini taşıyacak kadar güçlensin. Ama biliyorum; mevsimleri ben belirlemiyorum. Ben sadece elimden geleni yapıyorum, gerisini Rabbime bırakıyorum. Bazen bahçeye bir sera yapmak, etrafını şöyle güzelce sarıp sarmalamak da bahçıvanlığa dâhil…  Hep aynı; bir tarafta biraz kaygı biraz endişe biraz koruma isteği; diğer tarafta tevekkül, sabır, teslimiyet... Bir elim bırakıyor, bir elim hâlâ tutuyor. Bir taraftan yavaşça geri çekilmeyi deniyorum "Tamam" diyorum, "Vakti geldi, artık uçabilir...

Öğütler XXXI

Sevgili kızım, Düşün ki, sana yollar açmakla meşgulum. Sen usul usul gelirken, ön tekerleğin geçeceği yolları düzlemekle meşgulum. Senin adımlarının değeceği yollardaki engelleri kaldırmak için uğraşıyorum. Yağan karın altında hiç durmadan çalışan bir kar küreme aracı gibi belki... Senin ayakların üşümesin, sendelemesin diye. Etrafı temizleyeduruyorum bir yandan, Üzerine sıçramasın kötülükler diye...  Hayatın çamuru sana değmesin, karanlık seni ürkütmesin istiyorum. Yol açık olunca sen hızlıca yürürsün, koşa koşa ilerlersin diye düşünüyorum. Senin hızlıca yürüyüp, koşa koşa ilerleyebileceğin günleri düşlüyorum.  Siz bu yolu temiz ve sağlam adımlarla yürüdükçe, ben varmış hissedeceğim. Siz menzile yaklaştıkça, ben durduğum yerde sona ulaşacağım. Belki bir gün, siz de yollar açarsanız başkaları için; işte ben o zaman gerçekten vardığımı hissedeceğim.