Ana içeriğe atla

Sizin yetiştiremediğiniz astronotları da biz yetiştireceğiz!


Görüntünün olası içeriği: yazı

Feyza'ya ithafen...


Ben Feyza değilim, Feyza gibi nicelerinin yalnızca biriyim ve Feyza’dan yarım kalan işi tamamlamaya niyetliyim. Ki adımızın ne olduğu da önemli değil; kimin adıyla koyulduğu önemli... Bir olana imanla, biz hepimiz biriz!
Mus'ab’tan aldığımız bayrağı tekrar ona teslim edebileceğimiz gün gelene kadar biz taşıyacağız.
“Oku!” diyen Rabbe imanla okuyacağız ve okutacağız. 
“Kaleme andolsun!” diyen Rabbe inançla, kaleme bir daha ve bir daha sarılacağız.

Mus’ab’tan aldık biz bayrağı, en iyi nesilleri biz yetiştireceğiz.
Hakk’ı hak için, adaletle ayakta tutmayı öğreneceğiz ve öğreteceğiz. Ama her şeyden önce sizin söylediklerinizi duymamayı öğreteceğiz; ilk önce sizin söylediklerinize aldırmamayı öğreteceğiz. Size benzemeyeceğiz ve size benzememeyi öğreteceğiz. Birimiz bıraktığında, bir diğerimiz devralacak bayrağı. İçimizden nice Feyza’lar yetişecek ve nice Feyza’lar yetiştirecek. Ve sizin gibi nefret kusanların gücü hepimizi öldürmeye yetmeyeceğinden, siz yeterince sevinemeyeceksiniz. Nice Feyza’lar yetişecek ve yetmeyecek tesellileriniz, kursağınızda kalacak sevinçleriniz.

Biz Hakk’ı öyle bir haykıracağız ki, sizin zaten kısık sesleriniz hiç duyulmaz olacak. Çağın anneleri, çağın öğretmenleri, çağın önderleri olacağız.
Yeni nesiller için, tertemiz nesiller için koşturup duracağız. Asırlardır nice hayatlar değiştiren kitabımız kılavuzumuz olacak; hayatlar değiştirmeyi kaynağından öğreneceğiz. En iyiye, en doğruya, en güzele yöneleceğiz; en iyiye, en doğruya, en güzele yönlendireceğiz ve kötülüklerden de alıkoyacağız.

Sizin yaşı büyük olanlarınızın kaybettiği insaniyete karşın, bizim yaşı küçük olanlarımızın bile insanlığı büyük olacak. İnsaniyeti büyük, merhameti büyük, yüreği büyük... Ve vicdanı diri...
Sizin çölleşen yüreklerinize bakmadan, kararan kalplerinize aldırmadan çabalayacağız biz. Size rağmen, sabırla, duayla, kimi zaman kalbî gözyaşlarıyla... Çabalayacağız ve sevgimizle, merhametimizle, masumiyetimizle kuşatacağız her yanı... Tertemiz hayallerimizle, anlamlı düşlerimizle donatacağız dört bir yanı. Kirletilmemiş yüreklere, kirlenmemiş hasletlere dokunacağız. İçten olmayan her şeyin, tüm sahteliklerin karşısında duracağız. Cüretkârlığınıza rağmen, anlayışsızlığınıza rağmen; nefretinize, öfkenize rağmen... Her yeni güne yepyeni umutlarla ve yepyeni umutlar yeşertme dualarıyla başlayacağız.

Sizin aksinize, birilerine ‘can düşmanım’ diyecek kadar bile faydasız işlerle oyalanmayacağız biz. Ötekileştirici bütün sözcükleri, tüm önyargıları unutturma ve bütün su-i zanları yok etme gayretinde olacağız. Düşüncelerden korkmamayı, insanlara nefret biriktirmemeyi öğreteceğiz. Yanlışta olandan değil yanlıştan nefret etmeyi öğreteceğiz. Yüreğimizin temizliği ve inancımızın hakikati gözlerimizden okunacak, tebessümlerimize yansıyacak.
Zalimleri ve zulümleri durdurmaya gayret edeceğiz. Mazlumların başını okşayacağız, ellerinden tutacağız, gözyaşlarını sileceğiz. Kardeşliği, kardeş olmayı, kardeşçe yaşamayı öğreteceğiz. Başka çocukların acısını yüreğinde hissedebilen çocuklar yetiştireceğiz. Başka çocuklar için de endişe duyabilen çocuklar yetişecek ellerimizde... Dünyaya değil ahirete yol alacak adımlarımız, biz hep öteler için yorulacağız. Cennet özlemiyle büyüttüğümüz çocuklarla cennetleşecek bu dünya.

Mus’ab’tan aldığımız bayrağın hakkını vermek için yaşayacağız.
Başımızdaki örtülerle başaracağız, siz başarılarımızı gördükçe kahrolacaksınız.
‘Biz’ olmayı öğrenene kadar hep kaybedeceksiniz siz.
Biz kazanacağız. Biz başaracağız. ‘Biz’ olabilenler kazanacak.
Kahrolun bayım!
Siz, ‘biz’ olmayı öğrenene kadar hep kahrolacaksınız.

Kahrolun!
Doktorlar, hâkimler, mühendisler, diplomatlar yetiştireceğiz.
Ve kahrolun!
Sizin yetiştiremediğiniz astronotları da biz yetiştireceğiz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Öğütler XXIX

  Sevgili oğlum, Henüz küçücükken sen, her şeyini ben yapayım isterdim. Seni kimseye bırakmayayım, her halini ben göreyim, ben hep yanında olayım... Ben koruyayım, ben kollayayım... Ben yeteyim, ben yetişeyim, ben yetiştireyim… Sana dair hiçbir anı kaçırmayayım. Düşününce, ‘oyuncağını uyurken bile yanından ayırmak istemeyen çocuk gibi’ belki. Sonra büyüdüm. Seninle büyüdüm ben de… Ve şimdi kız kardeşin büyüyor. Sen yürümeyi öğrenirken ben bırakmayı, sen konuşmayı öğrenirken ben susmayı, sen kendini bulurken ben yavaşça seni serbest bırakmayı öğrendim. Ve şimdi; ‘ben olmasam da yanınızda güzel insanlar olsun’ yanınızda istiyorum. Ben yanınızda olmasam da güvende olun. Ben kimim ki? Bazen ben yanınızda olsam bile koruyamam ki... Sevgili oğlum, çiçek kızım, Ben toprak olsam, siz güzel çiçeklerim; zamanla havaya, ışığa, gökyüzüne yöneleceksiniz. Topraktan bağımsız büyüyeceksiniz, yalnızca kökünüz kalacak bende. Ben bir koza olsam, siz mucize bir tırtıl; benden çıkıp kanatlanıp u...

Öğütler XXX

Rabbim yarattı ve ellerime verdi. Benim elimde büyüsün diye, Rabbim bana emanet etti. Elimden ne geliyorsa yapmaya hazırdım. Ve o gün bugündür elimden geleni yapıyorum. Elimden gelmeyen şeyler içinse yine ellerimi kullanıyorum; Rabbime açıyorum...  Ektiğim tohumlar filizlenmeden mevsim değişmesin istiyorum. Toprağa diktiklerim zamanından önce savrulmasın istiyorum rüzgârla. Şöyle bir büyüyüp serpilmeden kışa yakalanmasınlar istiyorum.  Biraz daha güneş görsün, biraz daha büyüsün, kendi gövdesini taşıyacak kadar güçlensin. Ama biliyorum; mevsimleri ben belirlemiyorum. Ben sadece elimden geleni yapıyorum, gerisini Rabbime bırakıyorum. Bazen bahçeye bir sera yapmak, etrafını şöyle güzelce sarıp sarmalamak da bahçıvanlığa dâhil…  Hep aynı; bir tarafta biraz kaygı biraz endişe biraz koruma isteği; diğer tarafta tevekkül, sabır, teslimiyet... Bir elim bırakıyor, bir elim hâlâ tutuyor. Bir taraftan yavaşça geri çekilmeyi deniyorum "Tamam" diyorum, "Vakti geldi, artık uçabilir...

Öğütler XXXI

Sevgili kızım, Düşün ki, sana yollar açmakla meşgulum. Sen usul usul gelirken, ön tekerleğin geçeceği yolları düzlemekle meşgulum. Senin adımlarının değeceği yollardaki engelleri kaldırmak için uğraşıyorum. Yağan karın altında hiç durmadan çalışan bir kar küreme aracı gibi belki... Senin ayakların üşümesin, sendelemesin diye. Etrafı temizleyeduruyorum bir yandan, Üzerine sıçramasın kötülükler diye...  Hayatın çamuru sana değmesin, karanlık seni ürkütmesin istiyorum. Yol açık olunca sen hızlıca yürürsün, koşa koşa ilerlersin diye düşünüyorum. Senin hızlıca yürüyüp, koşa koşa ilerleyebileceğin günleri düşlüyorum.  Siz bu yolu temiz ve sağlam adımlarla yürüdükçe, ben varmış hissedeceğim. Siz menzile yaklaştıkça, ben durduğum yerde sona ulaşacağım. Belki bir gün, siz de yollar açarsanız başkaları için; işte ben o zaman gerçekten vardığımı hissedeceğim.